Yalan
Sessizce büyür Aynaya düşen bir yüz Kim bakar ona
İnsan, kendisini “doğruyu söyleyen canlı” olarak tanımlamayı sever. Oysa yaşamına dikkatle bakıldığında, gerçeğin yanında yalanın da ona eşlik ettiği görülür. Kimi zaman korkudan, kimi zaman çıkar uğruna, kimi zaman da yalnızca huzurunu bozmamak için gerçeğin üzeri örtülür. Yalan, insanlık tarihinin en eski gölgelerinden biridir.
Yalan gerçekten yalnızca insana özgü müdür?
Doğa, bu soruya ilk bakışta şaşırtıcı cevaplar verir. Bir bukalemun, bulunduğu ortama göre rengini değiştirir. Mürekkep balığı, kendisini kovalayan avcının önüne koyu bir bulut bırakır. Kimi kelebeklerin kanatlarındaki desenler bir baykuşun gözlerini andırır. Zehirsiz bir yılan türü ise zehirli akrabalarının renklerini ödünç almış gibidir. Doğa, bu tür örnekler bakımından oldukça zengindir.
Bunların hepsi bir aldatma olsa da yalan değildir.
Çünkü doğa, gerçeği gizlemek için değil, yaşamı sürdürmek için görünüşünü değiştirir. Onun ne doğruyla ne de yanlışla bir hesabı vardır. Doğada ahlak yoktur; yalnızca yaşamın büyük bilgeliği vardır. Canlı, varlığını sürdürebildiği ölçüde başarılıdır. İnsanın “hile” dediği şey, doğanın gözünde........
