menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP’nin Kapısını Üyeler Açar, Mahkemeler Değil

21 0
20.05.2026

Siyasi partiler bazen büyük nehirlere benzer. İçlerinden farklı kollar akar. Kimi sert kayalara çarpa çarpa ilerler, kimi sessizce kıvrılır ovalardan. Kimi geçmişin yatağını korumaya çalışır, kimi yönünü değiştirmek ister. Ama nehir dediğimiz şey zaten bu gerilimle yaşar. Akıntının olmadığı yerde su durur. Duran su ise zamanla ağırlaşır, bulanır, kokmaya başlar.

Bu yüzden demokratik bir partinin içinde farklı eğilimlerin, hiziplerin, düşünce kümelerinin bulunması başlı başına bir kriz değildir. Tersine, çoğu zaman siyasal canlılığın işaretidir. Çünkü demokrasi yalnızca sandıkta değil, aynı zamanda itirazın varlığında yaşar. İnsanların birbirine rağmen değil, birbirine konuşarak aynı çatı altında kalabilme becerisidir.

Asıl tehlike sessizliktir.

Herkesin aynı düşündüğü yerler genellikle kimsenin gerçekten konuşamadığı yerlerdir. Tarih bize bunu defalarca gösterdi. Liderin sözüyle örgütün iradesinin birbirine karıştığı, eleştirinin sadakatsizlik sayıldığı yapılar zamanla düşünmeyi bırakır. Düşüncenin çekildiği yerde ise geriye yalnızca disiplin kalır. Disiplinin tek başına kaldığı yerde de siyaset yavaş yavaş canlılığını kaybeder.

Cumhuriyet Halk Partisi ise Türkiye siyasal tarihinin en uzun ve en ağır hafızalarından birini taşıyor. İçinde yalnızca ideolojik tartışmalar değil, kuşak çatışmaları, kırgınlıklar, tasfiyeler, dönüşümler, yenilgiler ve yeniden ayağa kalkma çabaları var. Bazen kendi iç kavgalarıyla büyümüş bir parti CHP. Belki de tam bu nedenle hâlâ ayakta. Çünkü uzun siyasal tarihler biraz da iç çatışmaların içinden geçerek oluşur.

Fakat tam da burada ince ama hayati bir çizgi beliriyor.

Bir partinin kendi içindeki demokratik mücadele ile dışarıdaki güç odaklarının siyasete müdahalesi aynı şey değildir. Parti içi rekabet meşrudur; delegelerle, üyelerle, örgütlerle yürütülen mücadele siyasetin doğasında vardır. Dün genel başkan olmuş birisinin bugün yeniden tabana dönüp destek araması da doğaldır. Çünkü siyaset durağan değil, sürekli yeniden kurulan bir ilişkiler alanıdır.

Hiçbir makam sonsuz değildir.

Bir zamanlar genel başkan olmak, bugün otomatik bir siyasal üstünlük üretmez. Geçmişte alınmış alkışlar, bugünün meşruiyetinin yerine geçmez. Demokratik siyasette esas olan tarihsel unvanlar değil, bugünkü örgütsel karşılıktır.

Siyasetin........

© Nokta Haber Yorum