menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İmparatorluğun Aynasında Bir Kişilik: Trump ve Geç Kapitalizmin Sınır Tanımaz İradesi

31 0
27.03.2026

Modern siyaset bazen bir kişinin karakterine indirgenmiş gibi görünür; oysa çoğu zaman kişi, çağın yoğunlaşmış bir semptomudur. Donald Trump da tam bu noktada, yalnızca bir lider değil, geç kapitalizmin kriz içindeki ruh halinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak okunmalıdır. Onun dilindeki hoyratlık, hakikatle kurduğu gevşek ilişki, sürekli gerilim üreten siyasal üslubu—bunların hiçbiri tesadüf değil; aksine, çözülen bir dünya düzeninin psikolojik dışavurumudur.

Trump’ın siyasetinde en dikkat çekici unsur, gerçekliğin yerini algının almasıdır. Bu durum, sosyal psikolojide “hakikat sonrası” (post-truth) olarak adlandırılan olgunun en uç örneklerinden biridir. Burada önemli olan, bir ifadenin doğru olup olmaması değil; kitlelerde nasıl bir etki yarattığıdır. Trump’ın tekrar eden, çoğu zaman çelişkili ve doğrulanamaz söylemleri, klasik propaganda tekniklerinden farklı olarak bir “hakikat yorgunluğu” üretir. İnsanlar neyin doğru olduğunu tartışmayı bırakır; yalnızca taraf olur.

Bu noktada bireysel psikolojiden çok, kolektif bir ruh halinden söz etmek gerekir. Çünkü Trump, yalnızca kendi karakteriyle değil, onu mümkün kılan toplumsal zeminle birlikte anlaşılabilir. Amerika Birleşik Devletleri’nde derinleşen gelir eşitsizliği, güvencesizleşen emek, çöken orta sınıf ve kronikleşen borç ekonomisi, geniş kitlelerde bir öfke birikimi yarattı. Bu öfke, rasyonel bir politik programa değil; güçlü, öngörülemez ve “kuralları yıkan” bir figüre yöneldi.

Bu durum şaşırtıcı değildir. Kapitalizmin kriz anlarında, sistem........

© Nokta Haber Yorum