Hüdayi Nabit Unvanlılar
Son yıllarda dikkat çeken bir olgu var: Unvanlı insanların sayısı hızla artıyor.
Nereye baksak bir uzman, bir danışman, bir koordinatör, bir başkan, bir direktör, bir profesör, bir kanaat önderi, bir bilirkişi veya bir yönetici ile karşılaşıyoruz. Kartvizitler uzuyor, makam isimleri çoğalıyor, sıfatlar çeşitleniyor. Buna karşılık toplumun zihninde aynı soru giderek daha sık soruluyor:
“Bu kadar unvanlı insan nasıl ortaya çıktı?”
Daha da önemlisi:
“Bu unvanların tamamı gerçekten hak edilerek mi kazanıldı?”
Elbette her dönemde çalışarak, emek vererek ve bilgi üreterek bulunduğu noktaya gelen insanlar olmuştur. Bu yazının konusu onlar değildir. Aksine mesele, unvanın emeğin ve liyakatin önüne geçtiği durumların giderek yaygınlaşmasıdır.
Eskiler buna “hüdayi nabit” derlerdi.
Kendiliğinden biten, nasıl ortaya çıktığı belli olmayan, kökü ve geçmişi sorgulandığında tatmin edici bir cevap verilemeyen şeyler için kullanılan bir tabirdi bu.
Bugün bazı unvanlar da adeta hüdayi nabit........
