İnsan aklıyla alay etmek!
Önceki gün Casusluk Davasının üçüncü duruşmasını izlemek üzere Silivri’deydim…
Gerçi, yeni adı “Marmara” ancak “Silivri” denilince insanın aklına iki şey geliyor:
-Hapishane ve içindeki mahkeme salonları!
Hele son bir tanesi var ki, devasa bir yargılama alanı… Ekrem İmamoğlu’nun casusluk davası savunmasında önceki gün değindiği gibi, İBB davasının görüldüğü bu yeni salona giderken yanınıza bir dürbün almanızda büyük yarar var! Çünkü arka sıralardaysanız mesela hâkimi görmeniz, sanıkları seçmeniz bile neredeyse imkânsız! Seslerini duymanız dahi büyük bir sorun teşkil ediyor, İmamoğlu’nun tanımlaması tam da böyleydi!
Davanın 4 sanığı var. Ekrem İmamoğlu, seçimlerde danışmanlığını ve organizasyonları düzenleyen Necati Özkan, gazeteci yazar Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün.
Önceki gün duruşma Ekrem İmamoğlu ile başladı. Aynı anda yukarıda sözünü ettiğim devasa salonda İBB davası devam ettiği, haliyle orada da olması gerektiği için üçüncü duruşmanın açılışını o yaptı…
Birazdan, gerçekten hukuk fakültelerinde okutulması gereken savunmalara değineceğim. Ancak, mahkeme esnasında adeta bir misafir gibi oturan savcının duruşmaya ara verilmeden önce yaptığı mütalaadan söz etmem gerek. Önce MİT’e sorulan ama yanıtı 4 aydır gelmeyen müzekkerenin akıbetinin sorulmasını talep etti! Sonra da “Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil bulunduğu” gerekçesiyle adli tedbirlerin yetersiz kalacağını belirterek sanıkların tutukluluk halinin........
