menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asırlık siyaset çınarı sonsuzluğa karıştı…

127 0
14.04.2026

Onu tanıdığımda gencecik bir gazeteciydim…

Anadolu Ajansı’nda Başbakanlık muhabiri olarak görev yapıyordum… Yönetimde Adalet Partisi azınlık hükümeti vardı… Sağdaki diğer partilerin desteğiyle iktidara tutunmuş bir görüntü veriyordu…

1980 yılında Cumhurbaşkanlığı süresi sona eren Fahri Korutürk’ün yerine yapılacak seçimde CHP’nin adayı Hava Kuvvetleri Komutanı ve Kontenjan Senatörü Muhsin Batur’du. Adalet Partisi ise önce Sadettin Bilgiç’i, sonrasında ise 12 Mart döneminin “kara gözlüklü” komutanlarından Faik Türün’ü aday göstermişti… Böylece 12 Mart darbesinin iki farklı cephesi bir kez daha karşı karşıya gelmişti!

Seçimler büyük bir kaos ortamında yaklaşık 7 ay sürdü. Bir türlü orta yol bulunamadı. Daha doğrusu AP ile CHP bir türlü anlaşamadı. Adalet Partisi’nin ağır toplarından Hüsamettin Cindoruk, bu süreçte canını dişine takarak bir uzlaşmanın olması için mücadele vermişti, çünkü ufukta beliren bir darbe olduğunu gayet iyi görüyordu. Çok çalıştı, çok uğraştı ancak başarılı olamadı!

Ve her şey Cindoruk’un düşündüğü şekilde gerçekleşti. 11 Eylül’e kadar “havanda su dövüldükten” sonra Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu.

-Türkiye’yi artık yaklaşık 4 yıl Kenan Evren başkanlığındaki beşli cunta yönetecekti!

Cindoruk da Demirel, Ecevit, Deniz Baykal gibi önde gelen siyasetçilerle Zincirbozan’da gözetim altına alınacaktı…

Bir Atatürk ve Cumhuriyet sevdalısı!

Ben, gerçek bir devlet adamını, Cumhuriyet ve Atatürk sevdalısını işte bu süreçte tanıdım!

Hüsamettin Cindoruk, yaşamını bu ilkeler üzerine inşa etmiş, laikliğin bir ekmek gibi su gibi yaşamsal olduğunu 73 yıllık siyasetinde hiç ağzından düşürmemişti…

Ben aklım erdiğinden, ilk okumalarımı yaptığımdan itibaren solcuydum, Kemalist’tim! Hüsamettin Bey ise sağ kanadın yıldız isimlerinden biriydi. Buna karşın hukuk ve adaleti büyük bir titizlikle savunması, engin bilgisi, dikkat çeken hoşgörüsü ile herkesin sevdiği, saygı duyduğu bir kişiliği 92 yıl boyunca taşımayı bildi.

80’lerin ağır şartlarında, 90’ların kaos yıllarında hep ön saflardaydı. Demirel yasaklıyken Doğru Yol Partisi’nin kurulmasına öncülük etti ve başkanlığını yaptı. Demirel’in yasakları kalktıktan sonra bayrağı ona devretmek için hiç beklemedi…

Doğru Yol Partisi-SODEP koalisyonu döneminde TBMM’nin Başkanı olarak görevdeydi. Tarafsız, dürüst ve adildi… Ağır zamanların en güvenilir portrelerinden biri hep o oldu…

Yaklaşık 24 yıldır iktidarda bulunan AKP’ye her şart altında cepheden bir duruş sergiledi. Hiç unutmadığım bir konuşmasında bu iktidarın Türkiye’ye çok zarar verdiğini söyleyerek şu saptamayı yapmıştı:

-Askeri idareler bile AKP’nin yaptığını yapmadı!

“Darısı diğer otokratların başına”

Cindoruk, yaklaşık çeyrek asırlık süreçte halkı iktidara karşı sürekli uyardı:

-Mesela sürekli olarak “Bunların hedefi şeriat devletidir. Hayallerinde bu var” dedi!

-Örneğin “başkanlık sistemini” reddederek “Türkiye Cumhuriyeti bugün hükümetsiz” idare ediliyor” uyarısı yaptı!

-“Ülkeye din kurallarının hâkim olması isteniyor” lafını ağzından hiç düşürmedi!

-“Bugün terminolojisi ‘Nas’a’ dayalı bir siyasi İslam iktidardadır” dedi!

-Örneğin, “AKP’nin çok iddialı biçimde bir şeriat devleti kurmak istediğini düşünüyorum” dedi!

Cindoruk, siyasetle ilgisini hiçbir zaman kesmedi. Her görüşten son derece değerli insanların üye olduğu “Milli Merkez” uzun yıllardır onun önderliğinde düşüncelerini, uyarılarını paylaşımlarını sürdürdü…

Ömür, gelip geçicidir; ancak kalıcı olmak mümkündür. Her zaman sevgi ve saygıyla anacağım değerli Hüsamettin Cindoruk bunu hakkıyla başaran insanların başında gelenlerden biridir. Maalesef, Macaristan seçimlerinin sonucunu göremeden gitti. Şayet görebilseydi eminim şöyle derdi:

-Darısı diğer otokratların başına!


© Nefes