Gözün aydın emekçi kurye kardeşim
Maça daha saatler vardı. Sarı lacivert formayı iş gömleği gibi sırtına geçirmiş bir kurye, kaldırım kenarında ağacın gölgesine sığınmıştı. Sıcak asfaltı yumuşatmış. Adam dalgın. Bakışı ne telefonunda, ne trafikte.
"Bu akşam ne olur?" diye daldım lafa.
Önce yüzünde küçük bir kıpırtı oldu, sonra hafif bir tebessümle geldi cevabı: "90 'da gol yiyip elenmeyelim, başka bir isteğim yok."
Dikkat edin, bu bir temenni değil. Bu bir hasar raporu.
Hayali bir zafer değildi, sadece yıkılmamak istiyordu. Son dakikada yenen goller insanın içinde bir yerlere biriktikçe, umut da eriyor. Bir zaman sonra kimse şampiyonluk, zafer dilemiyor. Sadece sağ salim eve dönmeyi diliyor.
90. dakikada Boudache o topu dışarı atınca aklıma stadın uğultusu gelmedi. O kaldırım kenarındaki kurye geldi.
Sonrası malum. 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi. Dün gece bu şehirde yastığa aynı gülümsemeyle uzanan çok insan vardı. Kuryesi de, patronu da, torunu da, dedesi de.
Yalan........
