menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın en pahalı Avrupa şehri: Pars’la Zürih’e merhaba

17 0
12.05.2026

Hep söylerim; bir ülkeyi gezerken o ülkenin yalnızca en popüler şehrini değil, aynı zamanda diğer şehirlerini de görmek isterim. Ülkeyi, tabiri caizse, ezberlemek isterim. Belki bu abartılı karşılanabilir lakin geriye dönüp baktığımda, “Acaba diğer şehir nasıldı?” sorusuyla kalakalmak istemem. Kendimi bildim bileli mottom “Çok gezen bilir” olmuştur. Bana bunu aşılayan sevgili babamdır ve bizi her daim desteklemiştir.

Bazen düşünürüm; insan bir şehirde seneler boyunca nasıl yaşayabiliyor? Tabii yaşam şartlarını düşünürsek bu biraz daha anlaşılır geliyor insana. İş, düzen, alışkanlıklar derken yıllar aynı şehirde geçip gidiyor. Ama yine de içimde hep başka bir ses var. Yeni sokaklar görmek, farklı insanların nasıl yaşadığını anlamak, o şehirlerin ruhuna biraz olsun dokunmak isteyen bir ses…

Bu yüzden bir ülkeye gittiğimde sadece en bilinen yere bakıp dönmek istemiyorum. Çünkü bir şehri görmek ile bir ülkeyi hissetmek arasında büyük fark var. Zürih’e gelirken de aklımda tam olarak bu vardı.

Açık konuşmak gerekirse Zürih, uzun zamandır merak ettiğim şehirlerden biriydi.........

© Muhalif