menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şu Avrupa Parlamentosu (AP) dedikleri

7 0
20.06.2026

Bir zamanlar Türk basınında en fazla haberi yapılan AB kurumlarının başında AP geliyordu dersem çok fazla hatalı bir şey dememiş olurum sanırım. Son günlerde yine AP’nin konuşulmaya başlamasının (kısa bir süre sonra unutulmaya mahkum şekilde) başlıca nedeni, Parlamento’nun Türkiye raportörü N.S.Amor’un bir raporda ilk kez Türkiye’nin kurumlarını ve aksaklıklarının yanı sıra bir birey olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’i hedef alması. Raporun içeriğini tartışmayacağız. Akın Gürlek’in de rapordan çok etkileneceği kanaatinde olmadığımı hemen belirtmemde yarar var. AP raporları içinde bulunulan aşamada istişari nitelikten öteye geçmiyor.

Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (AET) kuruluşundan AB’ye gelene kadar her daim tartışılan sorunların başında “demokratik meşruiyet sorunu” geldi. Sorunun nedeni Avrupa entegrasyon sürecinin motoru niteliğindeki Avrupa hukukunun kendine özgü kurumsal yapısıydı. Esas karar alma organı olan “Bakanlar Konseyi” hükümet temsilcilerinden meydana geliyor, yürütme organı olan Avrupa Komisyonu konsensüsle seçilmiş bireylerin altındaki Avrupa bürokrasisini oluşturuyor, yargıçlardan oluşan Avrupa Adalet Divanı da bağımsız yargıyı vücuda getiriyordu. Bu sistem içinde halkın temsilcisi olduğu iddia edilen AP’nin başlangıçta çok da önemi yoktu.

Ancak süreç içinde demokratik meşruiyet ile ilgili çıkışlar AP’nin de giderek karar alma süreçlerine kısmen katılımını sağlayacak, zaten ağır çalışan karmaşık AB karar alma sürecini daha da hantal hale getirecekti.  Bugün için AP’nin karar alma sürecinde bazı kararlar için Konsey ile birlikte yer aldığı bir gerçek, ancak söz konusu Türkiye ile ilişkiler olduğunda, içinde bulunduğumuz aşamada AP’yi çok da fazla önemsememek gerekiyor. Eğer bir gün yine AB ile tam üyelik sürecine girersek, o aşamada AP........

© Muhalif