SONER YALÇIN’IN SÖYLEM KUTUSUNDAKİ KAVRAM KARMAŞASI: MARKSİST YAZININ HZ. PEYGAMBER SEVGİSİ DEĞİL, MATERYALİST İNDİRGEMECİLİĞİDİR
SONER YALÇIN’IN SÖYLEM KUTUSUNDAKİ KAVRAM KARMAŞASI: MARKSİST YAZININ HZ. PEYGAMBER SEVGİSİ DEĞİL, MATERYALİST İNDİRGEMECİLİĞİDİR
Odatv yazarları Sayın Soner Yalçın ve Sayın M. İlker Yücel’in, muhafazakâr veya dindar kesimin diliyle şekillenen “Solcular dine düşmandır, İslam’ı bilmezler” yahut “Marksistler Hz. Peygamber’e değer vermez” algısını kırabilmek adına kaleme aldıkları yazılar, yüzeysel bir bakışla polemik iklimini yumuşatıyor gibi görünse de felsefî ve metodolojik açıdan bazı eksiklikler barındırmaktadır.
https://www.odatv.com/yazarlar/soner-yalcin/islam-dusmani-denilenlerin-bilinmeyen-kulliyati-hz-muhammete-marksist-bakis-120160393
Odatv sitesinde yayımlanan ve Mirat Haber tarafından da aktarılan aşağıdaki yazı, Marksizm’den İslâm’a yönelen fikir insanlarının tecrübesini aktarması bakımından kıymetli olmakla birlikte, derinlikli bir izaha muhtaçtır.
https://www.mirathaber.com/islamiyete-gecen-marksistler/
Mirat Haber’de de yorumsuz biçimde aktarılan bu değerlendirmelerde, Türkiye’deki demokratik sol kültür ile doğrudan tarihî materyalizme sadık Marksist metodoloji birbirine karıştırılmakta; böylece ideolojik bir ilitibas (kavram karmaşası) üretilmektedir.
1. Sol İdealizm ile Marksist Mantık Arasındaki Sınır
Türkiye’de sol, sosyal demokrat veya halkçı çizgide yer alan geniş kitlelerin dinî değerlere düşman olduğunu söylemek şüphesiz insafsızlık olur. Bugün meclis zemininde siyaset yapan demokratik sol partilere oy veren kitleler, genel itibarıyla geleneksel/kültürel olarak dindar veya en azından dine saygılı Müslümanlardır. Ancak halkın bu samimî ve demokratik tutumunu, dogmatik Marksizm’in özünde yer alan ateist ve diyalektik materyalist yapıyla eşitlemek felsefî bir hatadır. Marksizm, kökeni itibarıyla dini “toplumların afyonu” ve “üst yapı kurumu” gören bir eleştiri üzerine kuruludur. Dolayısıyla halkın dindarlıkla kurduğu yapıcı ilişki ile Marksizm’in katı kuramsal çatısı aynı teraziye konulamaz. Bu konuyu aşağıdaki yazımızda detaylı olarak açıklamıştık:
https://www.mirathaber.com/odatv-yazarinin-yanilgilarina-ve-karl-marxin-din-elestirisine-cevabimiz-marksist-din-elestirisi-islam-karsisinda-neden-coker-iv/
2. Düşmanlık Etmemek ile İlahî Hakikati Materyalizme İndirgemek Ayrımı
Soner Yalçın, Maxime Rodinson, Claude Cahen ve Samir Amin gibi araştırmacıların İslâm tarihi ile Hz. Peygamber (s.a.v.) üzerine eser vermiş olmasını bir “değer verme” yahut “hüsnüniyet” delili gibi sunmaktadır. Oysa bir konuyu nesneleştirerek araştırmak, o konunun ilahî özünü kabul etmek anlamına gelmez. Söz konusu oryantalist ve Marksist tarihçilerin yaptığı şey; vahyi, nübüvveti ve ilahî hakikati tamamen paranteze alarak, İslâm’ın doğuşunu kabile içi sınıf çatışmalarına, ticaret yollarına, iktisadî ve sosyal buhranlara indirgemektir. Bu tutum, bir “hürmet” değil, ilahî olanın materyalist zihniyet süzgecinde sekülerleştirilmesidir. Hz. Peygamber’i vahyin taşıyıcısı ve Allah’ın resulü olarak değil de sadece “üstün zekâlı bir siyasetçi” veya “başarılı bir kabile reformcusu” seviyesinde ele almak, teolojik açıdan o inancın........
