ODATV’NİN SORDUĞU SORULARA CEVABIMIZ: MARKSİZM’İN ÇIKMAZI, İSLÂM’IN MÜLKİYET VE EMEĞE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMI (III)
ODATV’NİN SORDUĞU SORULARA CEVABIMIZ: MARKSİZM’İN ÇIKMAZI, İSLÂM’IN MÜLKİYET VE EMEĞE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIMI (III)
Odatv yazarı Sayın Cemile Y. Çetin, şahsımıza yönelttiği eleştirilerin son halkasında polemik boyutunu bir kenara bırakarak, şu soruları sıralamaktadır: “Marks’ın 175 yıl önce kiminle ilişki yaşadığını araştırmak gerçekten bugün Müslüman düşüncenin öncelikli meselesi midir? Yoksa Marks’ın hâlâ canlı kalan sorularıyla hesaplaşmak mı? Servet neden belirli ellerde yoğunlaşıyor? Çalışan insan neden ürettiği zenginlikten yeterli pay alamıyor? Mülkiyet neden ekonomik güçten siyasal güce dönüşüyor? İnsan emeği neden alınır satılır bir metaya dönüşüyor?” ve eklemektedir: “İslâm, bu sorulara Marks’tan farklı cevaplar verebilir. Hatta vermelidir. Çünkü İslâm’ın elinde kul hakkı vardır. Adalet vardır. Faiz eleştirisi vardır…”
Resim/Kitap: MGV Yayınlarından Çıkan “İslâmî Diriliş” Kitabımız, Kapitalizm’in etkisi altında olan post-modern dünyanın sorunlarına karşı gerçek çözümünün İslâmî dünya görüşünde olduğunu ortaya koyduk.
Öncelikle belirtelim ki; Odatv yazarının “İslâm cevap vermelidir” temennisiyle sorduğu bu sorular, bizim akademisyen olarak onlarca yıldır derslerimizde okuttuğumuz, kitaplarımızda ve makalelerimizde zaten derinlemesine cevapladığımız konulardır. Başta “İslam’da Sosyal Devlet” eserimiz ve Dr. Osman Sarı ile ortak çalışmamız olan “İslâmî Diriliş” kitabımız olmak üzere, çalışmalarımızı okuma zahmetine katlanmayanların, sanki bu sorular, Müslüman entelektüellerce hiç düşünülmemiş gibi sunması vahim bir talihsizliktir. Şimdi gelelim Odatv yazarının sorduğu o “canlı” sorulara ve İslâm’ın bu sorulara verdiği köklü, fıtrî ve âdil cevaplara:
1. “Servet Neden Belirli Ellerde Yoğunlaşıyor ve Mülkiyet Siyasallaşıyor?”
Marksizm’in Teşhisi ve Yanılgısı: Marksizm, servet yoğunlaşmasını özel mülkiyetin varlığına bağlar ve çözümü mülkiyeti tamamen yok edip devlete devretmekte (kamulaştırmada) bulur. Ancak mülkiyeti bütünüyle devlete devretmek, servet yoğunlaşmasını bitirmemiş; aksine fiiliyatta serveti ve gücü “parti bürokrasisinin” elinde toplamış, insanları devlet kölesi yapmıştır.
İslâm’ın Cevabı: İslâm, mülkiyetin kaynağını doğrudan Yaratıcı’ya bağlar: “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır.” İnsan ise mülkün mutlak sahibi değil, fıtrî sınırları olan bir emanetçisidir (mutasarrıf). İslâm iktisat modeli, servetin belirli ellerde toplanmasını tam 1400 yıl önce yasaklamıştır: “…Ta ki o servet, içinizden sadece zenginler........
