menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

YAKIN TARİHİMİZİN 28 ŞUBAT UTANCI

18 0
03.03.2026

YAKIN TARİHİMİZİN 28 ŞUBAT UTANCI  

Geçtiğimiz Cumartesi günü, 28 Şubat’ın yıl dönümü idi. “Bin yıl sürecek” iddiasıyla sahne alan 28 Şubat 1997 totaliter, faşist uygulamaları, beş yıl bile sürmemişti. Millet, 2002 seçimleriyle 28 Şubat zihniyetini sandığa gömmüştü.  

28 Şubat sürecinin yapılış ruhunu anlatan ve bu işin mimarı olan o günün “kudretli”, bugünün rütbeleri sökülmüş “bitik Er’i” Çevik Bir; “Erbakan ve Refah Yolu, İsrail için devirdik” ifadesini kullanmıştı. “Koltuklarımızda öylece oturup, ülkenin yüzünün İslam’a dönmesini, İsrail-Türk askerî ilişkilerinin tehlikeye atılmasını izleyemezdik” diyerek 28 Şubat’ın neden yapıldığını en güzel şekilde özetliyordu.  

Faşist General Çevik Bir, ABD dergisine yazdığı makalede, post modern darbenin sadece “irtica”ya karşı değil, İsrail’le dostluğun sürmesi için de yapıldığını itiraf ederek özetle; “Erbakan, İsrail’i bir ‘ebedi düşman’ görüyordu. İsrail ile Ankara’nın ilişkilerini dondurmaya ve iki ülke arasındaki ikili anlaşmaları iptal sözü vermişti” diyordu. 

28 Şubat belgeselinde; “Ben siyaseti bilirim, benim Başbakanlığım döneminde başörtüsü problemi yoktu. Çünkü bütün devlet memurlarının kafası açıktı. Üniversitede kafasını açarak okumak istemeyenler Arabistan’a gitsin” diyen ve Türkiye’yi 40 yıl oyalayan milli münafık Demirel’i dinledim ve “Allah senin cehennemdeki santigrat dereceni iki katına çıkarsın” dedim. Bu herif, kırk yıllık siyasi hayatında meydanlarda Kur’an-ı Kerim’i öpüp muhafazakârların oyunu alarak iktidar olmuştu. Kur’an’ın ifadesiyle; “İman edenlerle karşılaştıkları zaman ‘İman ettik’ derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise ‘Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz onlarla sadece alay ediyoruz’ derler.” (2/Bakara:14) şeklinde münafıkça tutum sergileyip siyasi hayatını tamamladı. Dünyada gelinebilecek en üst makama geldi. Cumhurbaşkanı olunca da, halka hiç ihtiyacı kalmadığından dolayı içindeki nifakını iyice açığa vurdu. Sol cenah ve askerle işbirliği yaparak, “Atatürkçülük elden gidiyor, irticacılar geliyor, Türkiye laiktir laik kalacak” naralarıyla, seçimle gelen merhum Erbakan Başbakanlığındaki hükümete suikast yaptırdı. Ölünce de, Rasûlullah döneminde münafıkların reisi Abdullah b. Übey bin Selûl gibi olan yaşantısına rağmen cami avlusuna getirilerek “Nasıl bilirdiniz?” sorusuna karşı “İyi bilirdik” yalancı şahitlerinin şehadetiyle namazı kılınarak “Cehennem çukurlarından bir çukura........

© Mir'at Haber