menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÜSTÜNLERİN HUKUKU DEĞİL, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ESASTIR AMA…

8 14
03.02.2026

ÜSTÜNLERİN HUKUKU DEĞİL, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ESASTIR AMA…

İnsan, dünyaya birtakım doğal haklarla gelir. Yaşama hakkı, özgürlük, eşitlik, eğitim ve öğrenimde fırsat eşitliği, din ve vicdan hürriyeti, inancını yaşama özgürlüğü bu doğal hakların başta gelenleridir. Tarih boyunca bu haklar egemen Firavûnî güçlerce ihlal edilmiş, hakkı hâkim kılmaya çalışanların karşısına bu güçlerce, acımasızca karşı çıkılarak toplu cinayetler işlenmiş, köleleştirmeler gerçekleştirilmiş ve kast sistemleri oluşturulmuştur.

Tevhid inancının yozlaştığı ve peygamber mesajının unutulduğu dönemlerde insanlar, bu doğal haklarından uzaklaştırılarak kula kullukla karşı karşıya bırakılmıştır. Hâkim güçlerin dayattığı beşeri dünya görüşüne inanmayanlar, acımasızca cezalandırılmıştır. Ya diri diri ateşe atılmış veya vahşi hayvanlara parçalattırılmış, ya da mağaralara sığınmaya mahkûm edilmiştir. Ashâb-ı Uhdûd ve Ashâb-ı Kehf bunların tipik örnekleridir.

Batı insanı, birtakım insanî hakları alabilmek için tarihi süreç içerisinde birçok mücadele vermiştir. IX. yüzyıla kadar Hristiyan milletler, kadına daima şeytan nazarıyla bakmışlardır. İngiltere’de kadın murdar bir mahlûk sayıldığından İncil’e el süremezdi. Batı insanı gasp edilen doğal haklarını -tabir yerindeyse- dişi ve tırnağıyla bedel ödeyerek kazanmıştır. XX. yüzyılda “İnsan Hakları” deyimi uluslararası sözleşmelere ve ulusal anayasa metinlerine geçmiştir. Genelde bu deyim temel hak ve özgürlüklerin uluslararası boyutunu ifade etmekte ve devletlerin ulusal sınırlarından bağımsız olarak, dünyanın her yerinde insanların onurlu bir şekilde yaşamalarını amaçlamaktadır. Uluslararası alanda insan haklarını korumaya yönelik en ciddi teşebbüs, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948’de kabul ettiği “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”dir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bilhassa Batı’da çok önemli problemlerden biri haline gelen insan hakları, uluslararası sözleşmelerin yanısıra, ulusal anayasa metinlerine de girmiştir. Bağımsızlığa kavuşan genç devletlerin anayasalarını süsleyen ideallerden biri, “İnsan Hakları” olmuşsa da, anayasa........

© Mir'at Haber