TESETTÜR: BİR KIYAFET TERCİHİNDEN ÖTE AHLAKÎ VE MANEVÎ BİR DEĞER
TESETTÜR: BİR KIYAFET TERCİHİNDEN ÖTE AHLAKÎ VE MANEVÎ BİR DEĞER
Bir toplumun nereye doğru sürüklendiğini anlamak istiyorsanız, önce kıyafetlerine değil, kıyafetlere yüklediği anlamlara bakın.
Çünkü bazı şeyler vardır ki kumaştan ibaret değildir.
Bugün canımızı acıtan meselelerden biri de tam olarak budur.
Tesettür, İslam’ın inşa ettiği ahlak kalesi olmaktan çıkarılıp moda sektörünün raflarına yerleştiriliyor.
Bir zamanlar Allah’a teslimiyetin sembolü olan örtü, bugün vitrinlerde bir marka yarışının parçası hâline getiriliyor.
Birileri sürekli olarak bize şunu telkin ediyor:
“Kalbin temiz olsun yeter.”
Bugün birçok insana din denildiğinde ilk söylenen sözlerden biri budur:
“Kalbin temiz olsun yeter.”
Ne gariptir ki Allah’ın emirlerini konuşmaya başladığınızda, tesettürü, namazı, haramı ve helali hatırlattığınızda hemen bu cümle çıkar ortaya.
Oysa insan sormadan edemiyor:
Eğer kalbin temiz olması yeterliyse, Allah niçin namazı emretti?
Eğer kalbin temiz olması yeterliyse, Allah niçin tesettürü farz kıldı?
Eğer kalbin temiz olması yeterliyse, Allah niçin haramları yasakladı?
Kur’an’ın hiçbir yerinde, “Kalbiniz temiz olsun, gerisi önemli değil.” diye bir ayet yoktur.
Tam aksine Kur’an, temiz kalbin temiz ameller doğuracağını öğretir.
Çünkü kalp ağacın köküdür, ameller ise meyvesidir.
Meyve vermeyen bir ağacın kökünün sağlam olduğunu iddia etmek ne kadar mantıklıysa, Allah’ın emirlerine sürekli sırt çeviren bir hayatın arkasına saklanıp “Ama benim kalbim temiz.” demek de o kadar mantıklıdır.
Kalbin temizliği, Allah’ın emirlerine rağmen değil, Allah’ın emirlerine teslimiyetle ortaya çıkar.
“Kalbin temiz olsun yeter.” sözü, çoğu zaman nefsin Allah’ın emirlerinden kaçmak için kullandığı en konforlu sığınaktır.
Oysa Kur’an’ın verdiği mesaj çok farklıdır:
“Önemli olan kime kulluk ettiğindir.”
İşte kavga tam burada........
