menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD VE İSRAİL’İN BUNDAN SONRA İŞİ ZOR

17 0
25.03.2026

ABD VE İSRAİL’İN BUNDAN SONRA İŞİ ZOR

Trump, ikinci kez başkan seçildikten sonra yaptığı ilk açıklamalarda savaşları bitireceğini ve savaşan ülkeleri barıştıracağını vurgulamıştı.

Bu doğrultuda Gazze için çeşitli anlaşma önerileri ortaya attı, İsrail’in itirazlarına rağmen Türkiye’nin barış görüşmelerine katılmasını sağladı, Zelenski’yi Rusya ile barış görüşmelerine zorladı ve Suriye’de YPG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunda yapıcı bir rol üstlendi.

Tüm bunları yaparken ABD’nin petrol ihtiyacını karşılamak için de adımlar attı; Körfez ülkeleriyle anlaşmalar yaparak milyarlarca doları ülkesine çekti. En büyük rakibi Çin’in önünü kesmek amacıyla gerilimleri azaltma stratejisi izlerken aynı zamanda Çin’e karşı caydırıcı hamleler yaptı. Dünya kamuoyu, bu tabloya bakarak Trump’ı “barışçıl bir tüccar” olarak görmeye başlamıştı. Amacının, barış yoluyla ülkesine kaynak aktarmak olduğu düşünülüyordu. Ancak Trump, birden bire petrol zengini arka bahçesi Venezuela’ya yöneldi. Buranın petrolünü kontrol altına almak için düzenlenen bir operasyonla Devlet Başkanı Maduro kaçırıldı. Barışçıl bir görüntüyle başlayan süreç, ABD’nin klasik “haydut” yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. İhtiyaç duyduğunda bu yüzü çıkarları için her an devreye sokabileceği, uluslararası hukuku hiçe saymaktan çekinmeyeceği yeniden anlaşıldı. Bu sırada Epstein dosyaları kamuya açıldı. Erişime kapalı bölümlerde Trump’un küçük kızlara tecavüz ettiğine dair iddialar ve görüntüler olduğu öne sürüldü. Bu gelişme Trump’ı ciddi şekilde köşeye sıkıştırdı.

Öte yandan İsrail, nükleer sorun nedeniyle çeşitli baskılarla Trump’ı İran’a saldırmaya zorluyordu. Trump başlangıçta direndi ve İran’la masaya oturarak sorunu barışçıl yoldan çözme arayışına girdi. Görüşmeler İsviçre ve Umman’da sürerken, alttan alta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı hazırlıklarını tamamladığı ortaya çıktı. Olumlu geçen müzakerelerden anlaşma çıkması beklenirken, 28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail, “Aslanın Kükreyişi” ve “Destansı Gazap” kod adlı eş zamanlı hava operasyonlarıyla İran’ın Tahran, İsfahan, Kum, Kerec ve Kirmanşah gibi stratejik şehirlerini vurdu. Böylece ABD bir kez daha maskesini düşürmüş oldu. Devlet başkanını bir operasyonla kaçıran Trump, barış masasında otururken İran’a saldırması ile güvenilmezliğini kanıtladı. ABD’nin İsrail’in politikalarına endekslendiği, çıkarları uğruna hiçbir kural tanımadığı bir kez daha gözler önüne serildi. ABD/İSRAİL NE DÜŞÜNÜYORDU, NE OLDU? Uzun süredir İran’a ortak saldırı planı yapan ABD ve İsrail, İran halkının Molla rejimine karşı yeniden ayaklanacağını hesap ediyordu. Dini lider ve üst kadronun öldürülmesiyle rejimin çökeceğini öngörüyorlardı. İlk gün saldırılarında başta Ali Hamaney olmak üzere yaklaşık 50 üst düzey yöneticiyi hedef........

© Mir'at Haber