menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÖLÜMÜ GÖSTERİP HASTALIĞA RAZI ETMEK!

341 0
16.08.2026

ÖLÜMÜ GÖSTERİP HASTALIĞA RAZI ETMEK!

Soru şu mu: “Ölümü görüp hastalığa razı olmak mı?” Ya da “Ölümü gösterip hastalığa razı etmek mi?”

Bu iki sorunun arasında çok büyük farklar var. Burada bir din var, bir sosyo-psikolojik ve sosyo-politik bir sorun var. Burada bir oyun var… Bu kanaat size dışarıdan mı yükleniyor, yoksa bu sizin içselleştirdiğiniz bir sorun mu? Ya da her ikisi birdendir. Bana göre doğru olan 3. şık.

Bir “Politik Teslis” oyunu var. İktidar, muhalefet ve 3. yolcular ya da yedekte tutulan bir aktör üzerinden oynanan bir oyun. Ve tabii bir sürü dikkat dağıtmak, icabında kullanılmak üzere örgütlenmelerine izin verilmiş figüran politik aktörler vardır.

Bu, bilgi toplamak ve toplumda birtakım fikirlerin mayalanması, ön açmak, zemin oluşturmak için düşünülmüş unsurlardır. STK’lar, medya, iştahlı, muhteris iş adamları da öyle. Bugün sosyal medya fenomenleri ve sosyal medyada örgütlenmiş “platformlar” da öyle. Buralardan fikir toplamak, topluma fikir enjekte etmek, uygun eleman bulmak açısından da iyi bir insan fideliğidir bu ortamlar.

Siyaset oyununda önce birilerini kışkırtacak, sonra onları bastıracaksın. Onların şahsında birilerini günah keçisine dönüştürecek ve kontrol edeceksin. Burada önemli olan iktidar ve muhalefet kanatlarını önce birbirine karşı kışkırtacaksın. İki taraf da birbirlerini zayıflatacak, sonra onlar ittifak arayışına girecektir. Bu onların nefeslerini keser; güçlerini paylaşmak zorundadırlar, siyasi rantı da kadroları da. Aslında bu daha güçlü olmak için, ayakta kalmak için ilk akla gelen yoldur. İttifak görüntüsü ve iktidara ortak olan ikincil konumdaki partiler için bu ittifak bir trambolen tahtasıdır.

İktidar kanadı, iktidarını korumak ve sürdürebilmek adına muhalefete karşı her türlü karalama, baskı kampanyasına hız verecektir. Muhalefet ise iktidarın yanlış ve açıklarını gündeme taşımak için canhıraş bir şekilde, var güçleri ile çalışacaktır.

Ekonomi, dış politika, uluslararası ilişkiler bağlamında çoğu zaman iki taraf da dış desteğe ihtiyaç duyacaktır. Bu dış destek genellikle her iki tarafa, farklı kanallardan cömert, dinamik, sürekli bir destek şeklinde kendini gösterecektir. Bu oyunun adı “Tavşana kaç, tazıya tut” oyunudur. Hadi daha cafcaflı bir tanım kullanalım: Bu oyunun adı “kontrollü bunalım stratejisi”dir. Beyin kontrolü, siyaset mühendisliği, toplum mühendisliği ne derseniz deyin; bu yapı oluşturulmuşsa artık gerisi istihbaratçıların “balans ayarına” kalmıştır. Hani Çevik Bir de “Demokrasiye balans ayarı”ndan söz etmişti ya. Kantarın topuzu, ince ayarı onların eline geçmişse, yani oltayı yutan balık artık yem istemeyecektir. “Hariciler” kendi çıkarlarını gözetirler. “Hayır” diyen / diyebilen bir ülke istemedikleri süreçlerde iktidar ve muhalefeti birbirine karşı kışkırtarak bir denge oluştururlar. İşte tam böyle zamanlarda 3. bir aktör sürece müdahil olur. Bu mevcutlar arasından seçilmiş de olabilir, paraşütle tepeden indirilmiş de olur. Taraflar çatıştırılarak zayıflatıldıkları gibi itibarsızlaştırılırlar ve böylece nötralize edilirler. Her iki tarafta da mevcut durumdan çıkmak için farklı çözüm arayışları, kadro değişiklikleri gündeme gelir. İş bu noktaya gelmişse zaten arkası sonradan çorap söküğü gibi gelir. Burada bir özgüven kaybı vardır. Özgüvenini kaybeden yapılar dahili ve harici........

© Mir'at Haber