menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CENNET VE CEHENNEM DEDİKLERİ

257 0
07.08.2026

CENNET VE CEHENNEM DEDİKLERİ

Hani omuzlarımıza oturup yapıp yapmadıklarımızı, söyleyip söylemediklerimizi, aklımızdan ve kalbimizden geçen, başkalarına sağır odalarda fısıldayarak söylediklerimizi ve kulaklarımıza fısıldanan şeyleri yazan melekler var ya… Hani şu Kirâmen Kâtibîn melekleri; öbür dünyada onların yazdıkları o defterler önümüze konacak. Cennete mi, cehenneme mi gideceğimiz o defterlerde yazılanlara göre şekillenecek. Din gününde, İlahi Adalet Divanı’nda yapılan sorgulama sonunda ya cennete ya da cehenneme gideceğiz.

Kehf 49’da ne deniyordu: “Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, ‘Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!’ dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.”  

Aslında o defterlerde bizim hesaba çekileceğimiz konularla ilgili bizim bilmediğimiz hiçbir şey yok. Onlar bize tek tek hatırlatılacak. Ve sonra Mizan’da, bu dünyada ne kadar iyilik, fayda, güzellik ürettiysek cennetteki yerimizi onlar belirleyecek. Ve Allah bu işlerin karşılığı olan mükafatı katkat fazlası ile verecek. “Kâlû Belâ zamanı”nda, “Elestü bezmi”ndeki ahide uymayarak kişiler kulluk görevlerini yapmamış, emir ve yasaklara dikkat etmemişlerse; haram, zulüm, kötü işler yapmış, kendi nefislerine ve çevrelerine bir zarar vermişlerse Allah onlara bu işlerinin tam karşılığını verecektir.

Zilzâl 7-8’de ne deniyordu: “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” Evet, evet; insanlar bu dünyada yaptıkları ve yapmaları gerekirken yapmadıkları, söyledikleri ve söylemeleri gerekirken söylemediklerinin karşılığı olarak ya kendi sırtlarında kendi cennetlerine tuğla taşıyor olacaklar ya da kendi cehennemlerine kendi sırtlarında yakıt taşıyor olacaklar. İnkâra sapanların, “İman ettim” deyip de aksini yapanların vay haline!

Kur’ân-ı Kerîm’de “cennet” kelimesi 147 kez geçer. “Cehennem” kelimesi 77 kez geçer (51’i Mekkî, 26’sı Medenî surelerde). “A’râf” kelimesi 2 ayette geçer: A’râf Suresi 46. ve 48. ayetlerde. Sure de adını bu ayetlerden alır. “A’râf”, cennet ile cehennem arasında yüksek yerler / sur anlamına gelir.

Cennet sadece bahçelerden, altından ırmaklar akan saraylardan ibaret değil. Dünyada neyi çok isteyip de Allah’ın rızasından mahrum kalmak ya da o işin sonunun ne olacağını bilmediği için Allah’ın rızası için Allah’ın hükmüne razı olarak o şeyden feragat edenlere, ondan çok daha değerli olan daha güzeli verilecek. Tabii ki seçilen ve ikram edilen şey Allah’ın rızasına uygun olacak.

Muhtemeldir ki bir ikram ve cezaya muhatap olanlar, o ikram ve cezanın neye karşılık olduğunu hatırlayacaklar; sevinecek ya da pişmanlık duyacaklar.

Allah (cc) dünyayı yarattı, bir daha yeni dünyalar yaratmayacak değil elbette. Cennette ebedi bir hayat yaşayanlar dilerlerse Hz. Âdem’den başlayarak tarihin sonuna kadar yaşananları çok yönlü olarak........

© Mir'at Haber