menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HAKİKATTEN SAPIŞ: İMAN, KÜFÜR VE İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASI

29 177
17.02.2026

HAKİKATTEN SAPIŞ: İMAN, KÜFÜR VE İNSANIN KENDİNE YABANCILAŞMASI

Giriş: İman ve Küfrün Temel Ayrımı

İman ve küfür, sadece teorik inanç biçimleri değil, insanın hayatı anlamlandırma ve yaşama biçimine dair iki zıt kutbu temsil eder. İman, Allah’a olan kulluğun bütüncül bir yaklaşımıdır; bir kulun hayatını bütünüyle Allah’a adamasını sağlayan temel bir inanç ve güven sistemidir. Bu sistem bir hakikat üzerine kuruludur. Buna karşılık küfür, hayatı kompartımanlara ayırarak, insanın yaşamını Allah’a kulluktan uzaklaştıran unsurlar üzerine inşa edilir. Sözlük anlamı itibarıyla bir şeyi “örtmek” anlamına gelen küfür, aslında hakikatin, yani Allah’ın varlığının, vahyin ve nübüvvetin üstünü örtme çabasıdır.

İman, hayatı ilahi rıza ekseninde idrak ederek ve ona uygun bir şekilde yaşama arzusu olarak kişiye bir karakter inşa etme yetisi kazandırır. Bu insan, mümin olarak varlığını sürdürürken, insanlarla ilişkisini de ilahi emir ve nehiyler üzerine bina eder. Hayatını belirleyen şey; ilahi bilginin kendisine çizdiği istikamet üzere olma çabası ve gayreti olacaktır. Küfür ise; kişiyi hakikatten kopartarak onu kendi ekseni etrafında bir yaşam tarzı inşa etmeye ve ‘benmerkezci’ bir yaşam üzerinden kendi dışındaki kişilerin ve varlıkların hayatlarının bir anlamının olmadığı bir zemine yaslanarak zulüm üzere bir yaşamı tercih etmektir.

Tevhidin Zıttı Olarak Küfür ve Sahte Güç Alanları

İman, tevhid ilkesiyle her şeyi birleştirip Allah’ın tekliğini merkeze alırken; küfür, bu tekliği yok sayarak çokluğu ve parçalanmışlığı öne çıkarır. Küfür, Allah’ın yerine ikame edilecek yeni güç merkezleri, putlar, tanrısallaştırılmış şahıslar veya ideolojiler inşa etme sürecidir. Bu durum, Firavun (modernleşme)örneğinde olduğu gibi, Allah’ın yaratıcılığını ve mutlak sıfatlarını (Alim, Basir, Kudret vb.) göz ardı ederek beşeri bir düzen kurma arzusundan beslenir.

Bu sapma, kadim dönemlerde ruhban sınıflarının tanrısal bir hüviyet kazanarak bilgi kaynağı haline gelmesinde görülürken; modern dönemde ise gaybi ve manevi olanın devre dışı bırakılmasıyla tezahür eder. Modern........

© Mir'at Haber