Münih’te Güvenlik Konferansı sürerken, yanında düzenlenen protestoda “İran’a müdahale edin” çağrısı yapıldı
Dünkü yazımda Münih’teki gösterinin neyi temsil ettiğini ayrıca ele alacağımı belirtmiştim. Bugün o konuyu detaylı biçimde değerlendirmek istiyorum.
Münih’te düzenlenen Güvenlik Konferansı sürerken şehirde bambaşka bir tablo vardı. Konferans salonlarında devlet başkanları ve güvenlik uzmanları küresel dengeleri tartışırken, Münih’in Ludwigsvorstadt-Isarvorstadt semtinde bulunan ve her yıl Oktoberfest’e ev sahipliği yapan geniş etkinlik alanı Theresienwiese’de yaklaşık 250 bin kişi İran’da rejim değişikliği talebiyle toplandı. Aynı şehirde iki ayrı sahne kurulmuştu: Biri diplomasi masası, diğeri meydan. Fakat her iki sahne de aynı küresel denklemin parçasıydı.
Gösterinin çağrıcısı 1979’da devrilen Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’ydi. Meydanda eski prenses Farahnaz Pehlevi de yer aldı. 1979’da ülkesinden ayrılan Massud Harun-Mahdavi konuşmacılar arasındaydı. ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham sahnede açık destek verdi. İran asıllı Alman hukukçu, gazeteci ve televizyon yorumcusu Michel Friedman da kürsüdeydi. Uzun yıllar CDU içinde siyaset yapmış, Almanya’daki Yahudi toplumu içinde aktif rol almış ve sert politik çıkışlarıyla bilinen Friedman, İran rejimini İslam’ı istismar etmekle suçladı. Aileen Kazemi gibi diaspora temsilcileri de bayraklara sarılı halde mitinge katıldı. Meydanda Pehlevi posterleri, eski İran bayrakları ve zaman zaman Donald Trump’la bağlantılı görseller taşındı.
Bu tabloyu sadece “özgürlük mitingi” diye okumak yeterli mi?
İran’daki baskı politikaları elbette eleştirilebilir. Protestoların sert biçimde bastırılması, ifade özgürlüğü ve kadın hakları konularındaki sorunlar görmezden gelinemez. Ancak 47 yıl önce monarşiyle yönetilen bir ülkenin bugün yine aynı hanedanın ismi etrafında toplanması, üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir. Demokrasi talebi bir aile soyadı üzerinden mi inşa edilir?
Dahası, ABD’li bir senatörün – Lindsey Graham’ın – sahnede olması ve Rıza Pehlevi’nin Batı’ya askeri müdahale çağrısı yapması, gösterinin yönünü değiştiren unsurlardır. Bir ülkeye dış müdahale çağrısı yapmak, özgürlük talebiyle ne kadar örtüşür? Irak, Libya ve Afganistan örnekleri ortadayken, askeri müdahale söylemi gerçekten halkların lehine sonuç üretmiş midir?
Münih Güvenlik Konferansı’nın hemen yanında yapılan bu mitingin zamanlaması da tesadüf değildir. Mesaj doğrudan konferans salonlarına verilmiştir. “İran’a müdahale edin” çağrısı, aslında Batılı karar vericilere yöneliktir. Bu durumda şu soru ortaya çıkar: Bu miting İran halkının iç dinamiklerini mi temsil ediyor, yoksa jeopolitik bir stratejinin parçası mı?
Michel Friedman’ın sert rejim eleştirileri, Massud Harun-Mahdavi’nin geçmişe dönük anlatıları, Farahnaz Pehlevi’nin sembolik varlığı… Tüm bunlar İran’daki mevcut yönetime karşı güçlü bir muhalefet fotoğrafı veriyor olabilir. Fakat aynı zamanda monarşi nostaljisini ve dış destekli bir dönüşüm arzusunu da içinde barındırıyor. İran halkının tamamının bu çizgide olduğunu söylemek mümkün mü?
Meydandaki kalabalık büyüktü. Ancak büyüklük her zaman temsil gücü anlamına gelmez. Diaspora ile ülke içindeki sosyolojik yapı birebir örtüşmeyebilir. Üstelik güvenlik konferansının gölgesinde yapılan bir gösteri, kaçınılmaz olarak küresel güç dengeleri bağlamında okunur.
Bugün Münih’te bir yanda demokrasi ve insan hakları konuşulurken, diğer yanda askeri müdahale çağrıları yükseliyorsa, burada bir tutarsızlık vardır. Demokrasi dışarıdan ithal edilecek bir proje değildir. Halk iradesi olmadan, sadece uluslararası destekle kurulacak her düzen, uzun vadede yeni krizler üretir.
İran’daki mevcut yönetimin eleştirilecek yönleri olabilir. Fakat çözüm, geçmişe dönüş özlemiyle ya da dış müdahale beklentisiyle inşa edilemez. Aksi halde Ortadoğu bir kez daha büyük güçlerin satranç tahtasına döner.
Münih’te aynı gün iki tablo vardı. Salonlarda güvenlik konuşuldu, meydanda rejim değişikliği. Fakat asıl soru hâlâ ortada duruyor: Gerçekten halkın özgürlüğü mü hedefleniyor, yoksa küresel güç dengelerinde yeni bir hamle mi yapılıyor?
