menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni anlatımla yeni zamanın özeti

20 0
20.06.2026

*Yeni Yılımız Kutlu Olsun

Hicri 1448 yılına erdik.

Mustafa Özdamar’ın 1980 yılı başında yazdığı ve 2022 yılında yayımlanan “Bir Derviş’in Seyir Defteri” kitabına aldığı “Şefaat ya Resulallah!” naatı ile kutlayalım istedik.

Eski Türkiye’yi yaşayanlara anılarını tazeletirken, bu yüzyılın gençliğine de tarihin tekerrür ettiğini hatırlatsın diye…

“ŞEFÂAT YÂ RASÛLALLAH

Biz bir tuhaf millet olduk/ Şefâat yå Rasülallah/ Fısk u fücûr ile dolduk/ Şefâat yâ Rasûlallah!

Haram lokma hep aşımız/ Şeriata her taşımız/ Gözümüz kör yok kaşımız/ Şefâat yâ Rasûlallah!

Cehil geldi gitti ulum/ Şişman fitne giydi tulum/ Her işimiz sana malûm/ Şefâat yâ Rasûlallah!

Çoğaldı fitne uyandı/ Türlü renklere boyandı/ Bıçak kemiğe dayandı/ Şefâat yâ Rasûlallah!

Haramiler baş oldular/ Düvel evine doldular/ Yedi belâyı saldılar/ Şefâat yâ Rasûlallah!

Gaflet ile yandı her yan/ Fitne fücur küfür isyan/ Sardı bizi korkunç nisyan/ Şefâat yâ Rasûlâllah!

Senin izin benim izim/ Çizen böyle çizdi çizim/ Yüzümüz yok sana bizim/ Şefâat yâ Rasûlâllah!”

*Yeni Savunmacılarımız Var

Geçtiğimiz aylarda bu ülkede tartışılan konulardan biri de sıkıntıları, darlıkları, geçim zorlukları hep gündemde olan emeklilerimizin hallerinin neden ve niçinlerini resmi bir ağızdan gösteren sebepti.

“Emekliler uzun yaşıyorlar” demiş, sıraladığı düşük maaş gerekçelerinin en başında, bir resmi yetkili kişimiz.

“Eskiden 50 yaşında ölüyorduk” tespit cümlesi o resmi ağızın, haber sitelerinde başlık olurken, verdiği istatistik rakamları da kayda geçmiş; enişte bilgisi dahil edilmeden.

“Eskiden” vurgusu elbette önemlidir. Fakat “Biz eskiden, su içerdik testiden” gibi bir yaşam klişesini savunmayacağız. Çünkü her evde buzdolabı var sayelerinde.

Eski bir başbakana, hocası bir doktorun öğütlemesini, eski bir yazarın anlatımından aktaracağız.

Sonrasında soracağımız soru ise şöyle olacak: Bugün yüz yaşını gören ve resmi kişilerimize nasihat edecek insanlarımızın olmaması, izahını konu ettiğimiz ve fakat adını yazmadığımız o resmi kişi ve benzerlerini talihli saydırır mı bize?

“Şehzadebaşı'nın meşhur Feyzi Paşa'sı başka türlü bir doktordu. Kendisinden bir parça sayardı hastayı. Çağrıldığı eve ikinci gelişinde, daha kapıdan girerken başlardı........

© Milli Gazete