menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sümela'da mesele ayin değil, mesele sembolleştirme siyasetidir

19 0
17.08.2026

Sümela’da bu yıl yeniden ayin yapılmasına izin verilmesi, meseleyi bir kez daha bütün boyutlarıyla ele almayı gerekli kılıyor.

En başta açıkça ifade edeyim:

Benim Hristiyanların inancıyla, ibadetiyle veya herhangi bir dinle meselem yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti’nde din ve vicdan özgürlüğü anayasal güvence altındadır. Kiliseler açıktır; Hristiyan vatandaşlarımız ve ülkemize gelen yabancılar ibadetlerini özgürce yapabilmektedir.

Ancak Sümela meselesini yalnızca “din ve vicdan özgürlüğü” başlığı altında değerlendirmek büyük bir eksikliktir.

Çünkü Sümela bugün faal bir kilise değildir.

Sümela, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altında bulunan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunan bir ören yeridir; müze niteliğinde tarihi ve kültürel bir mirastır.

Dolayısıyla mesele Hristiyanların ibadet edip edememesi değildir.

Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bir ören yerinin zaman içerisinde dini, siyasi ve jeopolitik bir sembole dönüştürülmesidir.

SÜMELA’NIN TARİHİ HRİSTİYANLIKLA BAŞLAMIYOR

Öncelikle Sümela’nın tarihini doğru konuşmalıyız.

Yaygın anlatıya göre Atinalı Barnabas ve Sophronios isimli iki keşiş 4. yüzyılda buraya gelerek ilk Hristiyan yapısını oluşturmuştur. Ancak bu anlatı kesin tarihi belgelerle ortaya konulmuş bir kuruluş kaydı değil, geleneksel bir rivayettir.

Dahası, Kültür ve Turizm Bakanlığının Sümela tarihçesinde, manastırın çekirdeğini oluşturan doğal mağarada Hristiyanlıktan önce bir sunak veya kutsal alan bulunmuş olabileceği değerlendirilmektedir.

Bunun hangi pagan inancına ait olduğunu bugün kesin olarak bilmiyoruz. Arkeolojik olarak ispatlanmamış bir şeyi ispatlanmış gibi söylemenin de doğru olmadığını düşünüyorum.

Fakat ortaya çıkan gerçek önemlidir:

Sümela’nın kutsal mekan olarak tarihinin Hristiyanlıkla başladığı dahi kesin değildir.

Üstelik bugün gördüğümüz yapı kompleksinin önemli bölümleri de 4. yüzyıldan değil, çok daha sonraki dönemlerden kalmadır.

Sümela’nın tarihi tek katmanlı değildir.

Dolayısıyla burayı ezelden beri yalnızca tek bir dini ve siyasi kimliğe aitmiş gibi göstermek tarih bilimiyle bağdaşmaz.

Bugünkü gerçek ise tartışmasızdır:

Sümela bugün kilise değildir. Ören yeridir.

TRABZON’UN TÜRK KİMLİĞİ 1461’DE BAŞLAMAZ

Burada özellikle düzeltilmesi gereken bir başka tarih anlatısı daha vardır.

Trabzon’un Türk kimliğini yalnızca Fatih Sultan Mehmet’in 1461’deki fethiyle başlatmak büyük bir eksikliktir.

Trabzon ve Doğu Karadeniz’deki Türk varlığının tarihi 1461’den çok daha eskidir.

Karadeniz’in kuzeyinden ve Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelen Türk toplulukları; bölgedeki erken Türk izleri; İskitlerin, Kuman-Kıpçakların ve Çepnilerin Doğu Karadeniz’deki varlığı ile Selçuklu döneminden önce ve sonra bölgeye uzanan Türk hareketleri birlikte değerlendirildiğinde, Trabzon’un Türk tarihini yalnızca Osmanlı fethiyle başlatmak mümkün değildir.

1461 elbette son derece önemlidir.

Çünkü Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethiyle bölgede Osmanlı hakimiyeti kesin olarak tesis edilmiştir.

Ancak 1461 Trabzon’daki Türk tarihinin başlangıcı değil, Türk hakimiyetinin yeni ve güçlü bir safhasıdır.

Trabzon’un Türk kimliğinin kökleri çok daha eskiye, binlerce yıllık Türk tarihinin Karadeniz havzasındaki izlerine kadar uzanmaktadır.

Bu nedenle Trabzon’u yalnızca “eski Pontus toprağı” veya yalnızca Rum-Ortodoks tarihi üzerinden tarif etmeye çalışan yaklaşımı kabul etmiyorum.

Trabzon’un antik tarihi vardır.

İskitlerin ve Kuman-Kıpçak Türklerinin izlerini taşıyan uzun bir tarih dönemi vardır.

Doğu Roma tarihi vardır.

Trabzon İmparatorluğu dönemi vardır.

Bunları reddetmiyoruz.

Ama Trabzon’un binlerce yıllık Türk tarihi de vardır.

Tarihin bir bölümünü büyütüp diğer bölümünü görünmez hale getirmek bilim değildir; tarih üzerinden kimlik inşa etme faaliyetidir.

15 AĞUSTOS SADECE BİR DİNİ TARİH DEĞİLDİR

Gelelim üzerinde özellikle durulması gereken tarihe.

15 Ağustos Ortodoks dünyasında Meryem Ana ile bağlantılı önemli bir dini gündür. Bunun Trabzon’un fethinden daha eski........

© Milli Gazete