İlkelerin gücü mü, güçlülerin ilkesi mi?
Her yeni başlangıç insanda yeni umutları da beraberinde getirir. Bunun gibi yeni bir yıla girerken de insan içinde değişim beklentisini ve yeni bir başlangıç arzusunu taşır. Takvim değiştikçe mevcut durumun değişmesini, kötülüklerin geride kalmasını, iyiliğin ve merhametin hâkim olduğu bir dünyanın kapılarının aralanmasını isteriz. Fakat dünya gerçeği genellikle bu iyimser beklentilere cevap vermez. Çünkü yeryüzünde yalnızca insanların iyi niyetlerinden ibaret olmayan, kendi kurdukları sistemin devamlılığını isteyen köklü bir dünya düzeni vardır. Bu düzen; güç dengeleri, ekonomik çıkarlar, askeri ve siyasi üstünlüklerin birbirini beslemesiyle ayakta durur. Dolayısıyla yeni bir sayfa açma arzusu ile mevcut düzenin kendini muhafaza etmesi arasındaki gerilim, çağımızın temel çatışmasını oluşturur.
Bugün dünyaya hâkim olan düzen, basit bir ülkeler arası ilişkiler ağından ziyade, küresel sermayenin ve büyük güçlerin çıkarlarına göre şekillenmiş bir mekanizma gibidir. Uluslararası hukukun, insan haklarının ve evrensel değerlerin dile getirilmesi çoğu zaman söylemde kalır. Ama gerçekte sahada belirleyici olan ise güçlülerin........
