menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asrın Emaneti

11 0
21.07.2026

Tahakküm arzusunu insanlar üzerinde giderebilecek kadar mahir ve muhteris varlıklar, güven toplumu inşa etmek gibi bir gaye için asla söz vermez. Gücünü halktan almak, irade yansısı, kayıt ve şarta tabi tutulmayan hâkimiyet anlayışı hep edebiyattır. Zaten bu türden failince kutsal addedilen davalar kişisel hâkimiyet derdine yöneliktir. Hayır, belli merhale kat edince 'saldım çayıra' da demez. Dayanılacak, güvenilecek, itimat edilecek yegâne unsur kesilir! Âlemlerin sahibini dahi unutturur; O'na ulaşacak yollar, bunun çöktüğü kapıların önünden geçer! Allah cezasını vermedikçe elde ettiği gücü ilahi bir lütuf zanneder. O kadar ki kendisinden sadır olan zulüm, kendisine duyulan güven, bir dediğini iki edemeyen insanlar hep Allah'ın isteği doğrultusunda sahip olunan mülktür. Öyle ya, Allah istese tüm bu hükümranlığa bir başkası sahip olur. Tüm bu hezeyanları hem kendine hem sevenlerine inanç diye yutturur.

Müzmin muhteris, insanlardaki güven duygusunun bir başkasına yönelişini hazmedemez. Bizzat güven duygusuna sinir olduğu gibi güven duyulanı da düşman addeder. Rakip kabul ettiği Tanrı dahi olsa... Hani bir evladın babasına duyduğu güveni kıskanacak kadar... Neden? En sevilen, en güvenilen, en korkulan, en saygı duyulan, en çok bilen vs. o olmalıdır. İnsanlar şeytanı,........

© Milli Gazete