Doların ekonomide çöküşü ABD sisteminin de çöküşü olacaktır.
Dolar sadece bir para birimi değildir; bir sistemdir, bir tahakküm aracıdır, küresel düzenin görünmeyen zinciridir. Ve eğer bu zincir kırılırsa, sadece finansal piyasalar sarsılmaz, bir imparatorluğun temelleri çatırdar. “Doların ekonomide çöküşü ABD sisteminin de çöküşü olacaktır” sözü tam da bu yüzden bir kehanet değil, tarihsel bir zorunluluğun ifadesidir.
Yaklaşık 250 yıldır kendisini “özgürlükler ülkesi” olarak pazarlayan ABD, gerçekte küresel ölçekte ekonomik bağımlılık yaratarak büyüyen bir güç olmuştur.
Kurduğu sistem basittir: Kendi para birimini dünya ticaretinin merkezi haline getir, ardından bu paraya erişimi kontrol ederek ülkeleri hizaya sok. Bu, klasik sömürgecilikten daha sofistike, ama bir o kadar acımasız bir yöntemdir.
Latin Amerika’ya bakalım. 20. yüzyıl boyunca ABD destekli darbeler, seçilmiş hükümetlerin devrilmesi, yerlerine Washington’a sadık rejimlerin kurulması… Sonuç? Kaynakları talan edilen, halkları yoksullaştırılan ülkeler.
Demokrasi söylemi ise sadece bir vitrin süsü.
Orta Doğu’da tablo daha da karanlık. Petrolün kokusunu alan her müdahale, “özgürlük” ambalajına sarıldı. Irak’ın işgali, milyonlarca insanın hayatını altüst eden bir yıkım bıraktı. Afganistan’da 20 yıl süren savaşın ardından geriye kalan sadece harabe bir ülke ve kayıp nesiller oldu. Bu müdahalelerin ortak noktası neydi? Dolar sistemine entegre olmayan ya da direnmeye çalışan yapıların tasfiyesi.
Afrika ise uzun yıllardır borç tuzağının içinde. Uluslararası finans kurumları aracılığıyla verilen krediler, ülkeleri kalkındırmak yerine bağımlı hale getirdi. Yer altı zenginlikleri dışarı taşınırken, halklar yoksullukla baş başa bırakıldı. Bu, modern çağın görünmez sömürgeciliğidir.
ABD sistemi sadece dışarıda değil, içeride de çelişkilerle doludur. Gelir........
