menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kovaladığın sensin

17 0
08.05.2026

Selamını üç elif miktarı uzatarak bekçibaşına verdi.

“Eskiden bizi nerede görsen alıp götürürdün, şimdi de götür de görelim,” diye takıldı.

Yüzü çökmüştü; ağzı bir kuyu gibi kararıyor, dibinde birkaç çürük diş kıpırdıyordu.

Bekçibaşı, “Eskiden götürüyorduk, şimdi de götürürüz. Telefonla hallederim” dedi.

Yetmişlik bir ihtiyar delikanlıydı; küçük gözleri çukura kaçmış, elmacık kemikleri çıkık, burma bıyığı dudaklarının üstünde sert bir çizgi gibi duruyordu. İri parmaklarında iri habbeli tesbihini ağır ağır çekiyor; sözü ağzına almadan önce tartıyordu.

Bir ara yüzünü buruşturup ötekine “ağır ol” der gibi baktı.

Yüzünden sıhhat fışkırıyordu; ama o haşin duruşun arkasında emekli bir avcının can sıkıntısı seziliyordu. Sanki avı elinden alınmıştı; karşısındakine bakarken eski kovalamacaların izini sürüyordu.

Biri ömrü boyunca kaçmış, öteki kovalamıştı. Zamanla aralarındaki mesafe kapanmış; bu kovalamaca tuhaf bir ahbaplığa dönüşmüştü.

“Ne yapıyorsun?” diye sordu.

“Kimseye bir şey yaptığım yok” dedi adam.........

© Milat