Medeniyet: İnsan, hukuk, akıl, özgürlük
Medeniyet, taşla, çelikle, teknolojiyle değil; insanın insana nasıl davrandığıyla ölçülür. Bir toplumda yollar genişleyebilir, binalar yükselebilir, üretim artabilir; ama insan onuru korunmuyorsa orada yalnızca gelişme vardır, medeniyet değil. Medeniyet, insan yaşamını kaba gücün, kör inancın ve keyfî otoritenin elinden kurtarma çabasıdır. Bu yüzden medeniyetin çekirdeğinde hümanizm, hukukun üstünlüğü, aklın eleştirel kudreti ve özgürlüğün yaşama hakkı bulunur.
Hümanizm, insanı mutlaklaştırmak değil, insanı aşağılayan her güce karşı insan onurunu savunmaktır. İnsan, bir araç değildir; bir nesne hiç değildir. Ne devletin malıdır ne dogmanın uzantısı ne de tarihin sessiz kurbanı. Hümanizm, insanı yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil, düşünen, acı çeken, seven, üreten, yanılan ve kendini aşabilen bir özne olarak kavrar. Bu yüzden hümanizm, yalnızca bir duyarlılık değil, bir ahlak ve siyaset ilkesidir.
Hukuk, medeniyetin görünür vicdanıdır. Ahlaki iddialar, hukukta somut bir sınava tabi tutulur. Hukuk yoksa güç konuşur; güç........
