menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarikat mı, barikat mı?

26 0
20.05.2026

Öncelikle bir hakikati açıkça ifade etmek gerekir:

Bu mesele konuşulurken adalet elden bırakılmamalıdır.

Çünkü elbette Kur’an’ı ve sahih sünneti merkeze alan, insanları Allah’a kulluğa çağıran, ümmetin derdiyle dertlenen samimi tarikat ehli de vardır. Tarih boyunca nice Allah dostu; insanlara ihlası, takvayı, ahlakı, merhameti ve sünneti öğretmek için mücadele etmiştir.

Onlar insanları kendilerine değil Allah’a çağırdılar.

Şahsiyetlerini değil Kur’an’ı büyüttüler.

Makam peşinde değil ümmetin yaralarını sarmanın derdinde oldular.

Bugün de hâlâ ümmet için gözyaşı döken, gençleri bidatten korumaya çalışan, Kur’an ve sünnet çizgisinden ayrılmamaya gayret eden samimi insanlar vardır ve onları aynı kefeye koymak büyük bir haksızlık olur.

Çünkü İslam adalet dinidir.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu takvaya daha uygundur.”

Fakat bütün bunlar, ümmete zarar veren yanlış yapıların eleştirilmesine de engel değildir.

Bugün problem; tasavvufun özü değil, özünden koparılmış şeklidir.

Sorun; Allah’a çağıran samimi mürşidler değil, dini kendi otoritesini büyütmek için kullanan yapılardır.

Çünkü bir tarikat düşünün…

Mensuplarına ümmet bilinci vermiyor…

Küfrün İslam coğrafyası üzerindeki oyunlarını anlatmıyor…

Müslümanın derdiyle dertlenmeyi öğretmiyor…

Kur’an’ı anlamayı değil ezberlenmiş bağlılığı öne........

© Milat