menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kızıldeniz’de fırtına öncesi sessizlik

7 0
13.10.2026

Kızıldeniz, belki de uzun yıllardır olmadığı kadar gergin bir dönemden geçiyor. Bölgedeki gelişmelere bakıldığında, bu gerilimin önümüzdeki süreçte daha da tırmanması ihtimal dâhilinde.

Yaşanan gerilimin temelinde ise önemli bir unsur bulunuyor: Deniz ticaretinde söz sahibi olmak ve stratejik limanlar üzerinde etkinlik kurmak.

Yemen’deki Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan ile yaşanan gerilimler ve Kızıldeniz’deki deniz trafiğini etkileyen gelişmeler, bölgedeki krizi farklı bir boyuta taşıyor. Ancak yaşananları yalnızca Yemen üzerinden değerlendirmek, Kızıldeniz’de şekillenen büyük güç mücadelesini anlamak açısından yeterli değil.

Husilerin saldırılarında sivillerin hayatını kaybetmesi ve yaralanması, bölgedeki insani krizi daha da ağırlaştırıyor. Özellikle sivil havalimanlarını hedef alan saldırılar, olayın koşullarına bağlı olarak uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi sorunlar doğuruyor. Bu tür saldırılar, bölgedeki tansiyonun yükselmesine ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılması riskine katkıda bulunuyor.

Husilerin Kızıldeniz’deki deniz trafiği üzerinde etkili olma çabaları sürerken, bölgenin batı kıyısında başka bir gerilim hattı da yeniden gündeme geliyor. Uzun yıllardır farklı dönemlerde alevlenen Eritre-Etiyopya anlaşmazlığı, Kızıldeniz’deki güç dengelerini etkileyebilecek yeni bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.

Peki, Eritre ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığın temelinde ne var? Bu iki ülkenin geçmişine bakmak, bugün yaşanan gelişmeleri anlamak açısından büyük önem taşıyor.

ERİTRE-ETİYOPYA GERİLİMİNİN TARİHSEL KÖKENİ

Eritre, II. Dünya Savaşı sonrasında Birleşmiş Milletler kararıyla Etiyopya ile federal bir yapı altında birleştirildi. Ancak Etiyopya'nın bu federal yapıyı ortadan kaldırarak Eritre'yi ilhak etmesi, uzun yıllar sürecek........

© Milat