menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fransa’nın genetik ve sosyolojik depremi

21 0
30.06.2026

Fransa'daki bir haftalık iş gezisi sona ererken, Fransa'ya bir de demografik açıdan bakayım dedim.

Eski kartpostallardaki o "tek tip", sarışın, mavi gözlü, kilise çanlarının gölgesinde kruvasanını yiyen Fransa imajı yavaş yavaş tarih sahnesinden çekiliyor. Son 25 yıla dönüp baktığımızda, Eyfel Kulesi’nin gölgesindeki ülkenin radikal bir kabuk değişimine şahit oluyoruz. Ancak sağ siyasetin kıyamet senaryoları ile sokaktaki gerçeklik arasında devasa bir makas var.

​Peki, Fransa gerçekten iddia edildiği gibi tamamen kimliğini mi kaybediyor, yoksa sadece form mu değiştiriyor? İstatistiklerin fısıldadığı gerçek, korkulardan çok daha karmaşık.

Büyük Şehirlerin Yeni Çehresi: Esmerleşen Metropoller, Direnen Taşra 2000 yılında 60 milyon olan Fransa nüfusu, bugün 68,8 milyona dayanmış durumda. ’lik bu büyümenin arkasında sadece uzayan ömürler değil, çok daha dinamik bir faktör var: Göç dalgası ve göçmen ailelerin doğum oranları.

​Fransa’da resmi olarak etnik sayım yapmak yasak; yani devlet kimsenin ten rengini veya göz rengini kaydetmiyor. Fakat sosyolojik körlük, gerçeği değiştirmiyor. Bugün Fransa nüfusunun yaklaşık -25’i göç kökenli. Özellikle Kuzey ve Sahra Altı Afrika’dan gelen dalga; Paris, Marsilya, Lyon ve Lille gibi dev metropollerin fizyonomisini tamamen değiştirdi. Sokaklarda artık esmer tenler, siyah saçlar ve kahverengi gözler çok daha hakim.

Madalyonun Diğer Yüzü: Bu değişim homojen değil. Büyük şehirler........

© Milat