Tarikatlar Korunabilir mi?
Muhkem, tahkim edilmiş, muhafaza altına alınmış, korunmuş demektir.
Eğer bir şey korunmuşsa o şeyin gayesi, çalışmaları ve hedefi de korunmuş olmaktadır. Yok, o şey korunamıyorsa, yapısı ve şartları gereği o şeye her isteyenin ulaşması, çalışmalarını ve amacını değiştirmesi kolay olur, demektir. Konumuz cemaatler ve tarikatlar olduğu için bu konuyu biraz daha yakından incelememizde fayda vardır.
Tarikatlar ve cemaatler, isteyen her kesin rahatlıkla girebileceği yerlerdir. Kimsenin alnında onun ne olduğu yazmadığı gibi tarikat toplantılarına girmek isteyenlere de kimse sen giremezsin denmez. O insan cemaatin uyguladığı esasları uygular, kıyafetine dikkat eder ve Şeyh efendiye bağlılığınızı gösterirse, zamanla Şeyh Efendinin yakınına kadar ulaşabilir. Hatta bir gün gelir (eski Şeyhin vefatından sonra) Şeyh Efendi bile olabilir.
Hele cemaat veya tarikata, onun dışından planlı bir şekilde sızmak isteyen mahfiller, 5 – 6 adamını bu işte görevlendirmişlerse, bu sızma çok daha kolay olacaktır. Bu adamlar maaşlarını o mahfillerden aldıklarından (diğer müritlerin rızık kazanma dertleri vardır) işleri güçleri Şeyhin yakınında, onun hizmetine bakmak olacaktır.
Çünkü tarikatın diğer bütün müntesipleri, sadece sohbet ve zikirde bir araya gelmekte, Şeyh’e bağlılık ve itaat de esas olduğundan onlar kendi aralarında organize olmayı bile düşünmemektedirler.
Bilinmelidir ki her kes sakal bırakabilir, şalvarı giyebilir ve her kes sarık sarabilir. Sohbet ve zikirlerde herkes o ortama uyabilir. Buların içinde samimi olanlarla maksatlı olanları ayırmak mümkün değildir.
“Kaldı ki İslam, şekil dini değil, şuur dinidir.”
Böyle olunca da o cemaate maksatlı olarak giren 5 – 6 kişi birbirlerini tanıdıkları ve birbirleriyle irtibatlı oldukları için içlerinden uygun birisini Şeyh Efendinin en yakınına kadar sokabilir ve hatta bölge sorumlusu bile olabilirler. Tabii bu........
