menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Masada Kalanlar (8): Peşmelba

21 0
28.05.2026

Son güncelleme: 28 Mayıs 2026 -

Masada Kalanlar (8): Peşmelba

28 Mayıs 2026 Perşembe

Ben delikanlılığa adım attığımda bir gün dedem karşısına aldı, artık büyüdüğümü ve bir erkeğin bilmesi gereken temel bilgileri bana öğreteceğini söyledi. Bunlardan biri satranç, dönerli tavla ve briç oynamaktı, bir diğeri çatal bıçakla balık ayıklamak ve hiç el değdirmeden meyve yemekti. Okul dönemlerinde aklım daha çok çalışsın diye satranç oynar, okulun tatile girdiği günün akşamında tavlaya dönerdik. İşte o günlerde çatal bıçakla meyve yeme antrenmanlarına da başlamıştık.

Dedem çatal bıçakla meyve yemeye özel bir önem verirdi çünkü başından nahoş bir olay geçmiş: Pilotlukla ilgili bir eğitim almak üzere Amerika’ya gittiğinde masada bir şeftali varmış. Oradan biri dedeme “Bu şeftali sizin ülkenizden geldi,” demiş, “Bize nasıl yememiz gerektiğini göster.” Sorun şu ki, sofrada bütün meyveler çatal bıçakla yendiği halde dedem şeftaliyi çatal bıçakla nasıl yiyeceğini bilmiyor. Bir an durup “bizim ülkede bir tek şeftali elle yenir,” deyip şeftaliyi ortadan ikiye ayırmış.

Şeftali yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinin başında gelirdi. Ben şeftaliyi sert, anneannem ise olgun tercih ettiği için ikisinden de alırdık. Anneanneme göre yerken suyu akmayan şeftali makbul değildir. Ama bizim evde şeftali sadece çiğ tüketilmezdi. Anneannem şeftaliden çok lezzetli tatlılar yapardı.

Selim İleri, Oburcuk Mutfakta adlı olağanüstü kitabında şeftaliye uzunca bir bölüm ayırırken eski İstanbul’un kültür hayatının vazgeçilmezlerinden kantoya da yer verir. Kantocu Şamran Hanım, “yangın var!” diye ortalığı velveleye verince ona sorarlar: “Yangın nerede?” Cevabı bu meyveyi sevenler için ilgi çekicidir: “Şeftali Sokağı’nda!” Devamındaki şarkıyı bugün bile herkes ezberden okur: “Yangın var, yangın var, ah yanıyorum! Yetişin a dostlar, tutuşuyorum!”

Peki, bu Şeftali Sokağı neresidir? Eski İstanbul’un bir sebepten adı değiştirildiği için çoktan unutulan ahşap evlerle bezeli sokaklarından biri midir? Belki… Ama şeftalinin diğer anlamı meyvenin kendisi kadar masum değildir -anneannem bu yazıyı yazarken beni görse saçmalama der, şeftaliyle böyle sulu şakalar yapmamdan hiç hoşlanmazdı.

Bizim Kadıköy Çarşısı’nın dünyaca meşhur lokantası Çiya, aynı zamanda büyük bir kültür taşıyıcısıdır. Yereli ve sözlüyü kayda geçiren, kaybolmaya aday yüzlerce yemeğin unutulmamasını sağlayan, o tarifleri kullanarak pişirmeye devam eden eşsiz bir lokantadır. Aynı zamanda çıkardığı Yemek ve Kültür adlı dergiyle de “yemek kültürümüze” eşsiz bir katkı yapmaktadır.

Yemek ve Kültür’ün Sonbahar 2025 sayısında Gökhan Akçura imzalı bir yazı yayımlandı. Akçura, 40’lı ve 50’li yıllarda popüler tıp kitaplarını yazan Lokman Hekim’in şeftali üzerine yazdığı risaleye yer vermiş. Bu Lokman Hekim, efsanelerdeki adam değil. Asıl adı Hafız Cemal. 1856’da Kıbrıs’ta dünyaya gelmiş.........

© Medyascope