Masada Kalanlar (17): Anneannemin seçim sofraları
Son güncelleme: 19 Temmuz 2026 -
Masada Kalanlar (17): Anneannemin seçim sofraları
Tercih edilen kaynak olarak ekle
Ben bir seçim bağımlısıyım. Benim gibi çok sayıda insan olduğuna da eminim. Seçim günü geldi mi, ne yapacağım devlet protokolüymüşçesine bellidir. Çok büyük bir engel çıkmadığı takdirde de değişmez.
Biz Kadıköy’de anneannemle yakın evlerde oturduk hep. En uzak olduğumuz dönem, o Bahariye’deyken benim Moda’ya taşındığım dönemdi. Bazen aynı okulda oy verirdik, bazen de yakın okullarda. Son akşam, kime oy vereceğimizi mutlaka teyit ederdik. Genellikle hep aynı yere bastık mührü. En büyük ayrışmamızsa 2009 yerel seçimlerinde olmalı, ben İstanbul’da Akın Birdal’a, Kadıköy’de ise Sinan Genim’e oy vermiştim. Genel seçimlerde ayrı kamplara düştüğümüzüyse hiç anımsamıyorum. Ha bir de benim “yetmez ama evet” dediğim referandum var.
Seçim günü ritüelimiz belliydi. Bir kere, seçim sabahı aylaklık yapılmaz. Erkenden kalkılır, ne olur ne olmaz denerek seçmen kâğıdı alınır, daha müşahitler bile kendilerine gelememişken okula gidilir, sandık bulunur, oy kullanılır. Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra birlikte kahvaltıya gidilir. Moda’daki Koço’nun altında, şimdilerde bir kahve zincirinin olduğu yerde, kahvaltı yapılacak güzel bir yer vardı, bir ara oraya gidiyorduk. Bir keresinde ise Kadıköy’ün lezzetli zamane kafelerinden biri olan 700 gr’a gitmiştik.
Kahvaltıda ilk izlenimler masaya yatırılır. Kalabalık mıydı, insanlar nasıldı, sandıklarda müşahitler var mıydı, heyecan yüksek miydi… Tabii bizim yaşadığımız mahalle oyunu silme bir partiye verdiğinden aslında “sabah analizlerimizin” hiçbir geçerliliği olmazdı. Olmazdı ya, gene de bize mutluluk verirdi.
Kahvaltının ardından birkaç saatliğine ayrılınacak. Anneannem eve gidip akşamın hazırlığını yapmaya koyulacak, bense Kadıköy kafelerinde birkaç saat bir şeyler okuyacağım. Saat en geç dört oldu mu, artık bütün işlerin tamamlanmış olması gerekir. Kitaptı, şuydu buydu bırakılacak, zaten seçim heyecanı iyice damarlarda yürümüştür, yallah Kadıköy çarşısına meze almaya. Bizim çarşının şarküterileri meşhurdur, hepsi de iyidir, oradan canımın çektiği mezelerle kuru etlerden bir seçki yapıp alacağım. Sonra sokaklarda oyalanmadan anneanneme döneceğim. O da yemeğe dair yapılması gerekenleri yapmıştır. Artık önümüzde uzun bir gece vardır. Akşamüstü mezeler açılacak, ben kendime bir kadeh içki dolduracağım, büyük bir heyecan ve umutla seçimi takip etmeye başlayacağız. Akşamleyin, anneannemin “inşallah kutlama yemeği olur,” diyerek pişirdiği yemeği yiyeceğiz.
Beş olup da sandıklar kapandı mı, nabızlar istemsizce yükselirdi evde. Başlardık kanallar arasında gezinmeye. O günlerde ekranlar böylesine berbat değildi, böylesine kutuplaşmış değildik, hemen her kanalda makul insanlar vardı. Seçim yasakları bitene kadar onların yorumlarından, jest ve mimiklerinden çeşitli ipuçları yakalamaya çalışırdık.
Bilmem kim bize yakın bir adam, yüzü biraz asık mı yoksa, evet üzgün, eyvah, seçimi gene kaybettik. Hemen kanal değiştirilir. Başka biri, bize uzak, gülümsüyor, demek ki hezimete uğradık…
Bir süre sonra seçim yasaklarının kaldırıldığı ilan edilir ve gerçekler ortaya çıkar. O kanaldan bu kanala yorumcuları dinlemeye koyuluruz. At yarışı takip eder gibi hiç görmediğimiz bir şehrin adını hiç işitmediğimiz bir ilçesinin varlığından dahi haberdar olmadığımız bir beldesindeki çekişmeye katılır, bizim partinin adayı burun farkıyla kazanırsa bu büyük başarıyla teselli bulurduk. Seçim gecesi her halükârda geceyarısını geçerdi ama sonuçlara göre uzadığı da vakiydi.
Gazeteciliğe başladığımda haber kaynaklarımız da çeşitlenmişti artık. Ajansların geçtiği bazı veriler, seçim yasaklarına rağmen bizim eve ulaşıyordu. İlk değerlendirmelerimizi o veriler üzerinden yapıyorduk.
Aktif siyasete girmiş olduğum için son iki seçimi anneannemle birlikte izleyemedim ama sabah gene birlikte oy kullandık, ardından kahvaltıya gittik, ama sonra ben Ankara’ya yollandım. Böylece, ritüelimiz seneler sonra ilk kez bozulmuş oldu. Ama gece boyu onu aradım, sonuçları söyledim. Malum, ilkinde kaybettik. İkincisinde kaybederken kazandık. Benim içinde bulunduğum parti seçimlerde başarılı olamamıştı ama varsın olamasın, muhalefet büyük bir zafer elde etmişti ya bana yeterdi, 2023’ün aksine Genel Merkez’den büyük bir sevinçle ayrılmıştım.
Anneannemin bütün sofraları güzeldir ama seçim sofraları eşsizdir.
Gastronomi ve restoranlar
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Masada Kalanlar (16): ‘Mısırcı, mısırlarım var…’
Masada Kalanlar (15): Selim İleri’yle yemek anıları (IV)
Masada Kalanlar (14): Selim İleri’yle yemek anıları (III)
Bilgehan Uçak / Diğer içerikleri
Masada Kalanlar (16): ‘Mısırcı, mısırlarım var…’
Masada Kalanlar (15): Selim İleri’yle yemek anıları (IV)
Masada Kalanlar (14): Selim İleri’yle yemek anıları (III)
Masada Kalanlar (13): Selim İleri’yle yemek anıları (II)
Masada Kalanlar (12): Selim İleri’yle yemek anıları (I)
Masada Kalanlar (11): Dikkat, mutfakta annem var!
Haftanın en popüler içerikleri
Tutuklanan Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner görevden uzaklaştırıldı
Medyascope........
