menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Paranın ahlakı askıya alma yetkisi

6 4
06.02.2026

Modern kapitalist toplumlarda ahlak, evrensel bir ilke olmaktan çok koşullu bir ayrıcalık gibi işliyor.

Hukuk metinlerinde herkes için eşit olduğu varsayılan normlar, pratikte servet, güç ve ağ ilişkileriyle birlikte esneyebiliyor. Bu esneklik, çoğu zaman açık bir yozlaşma biçiminde değil; sessizlik, gecikme ve görmezden gelme yoluyla işliyor. Tam da bu noktada, paranın ahlakı askıya alma yetkisi görünür hale geliyor.

Jeffrey Edward Epstein olayı bu bağlamda bir istisna değil, aksine bir gösterge olarak okunmalı. Epstein’ı yalnızca bireysel suçları üzerinden ele almak, meseleyi daraltıyor. Asıl soru, bu suçların neden ve nasıl uzun süre sistem tarafından tolere edildiği. Burada karşımıza çıkan tablo, ahlaki bir çöküşten çok, ahlakın sermaye karşısında ikincil bir değişkene indirgenmesi.

Kapitalist düzen, ahlaki davranışı mutlak bir değer olarak değil, maliyet–fayda hesabına tabi bir unsur olarak ele alıyor. Suçun varlığı tek başına belirleyici olmuyor; suçun kime ait olduğu, hangi çevreleri rahatsız edeceği ve hangi dengeleri bozacağı daha kritik hale geliyor. Yoksul bir birey için suç, sistemin sert ve hızlı reflekslerini tetiklerken; güçlü aktörler için suç çoğu zaman “yönetilebilir bir risk” olarak ele alınıyor. Hukukun gecikmesi, soruşturmaların sulandırılması ve medyanın çekingenliği bu risk yönetiminin araçları haline geliyor.

Burada dikkat çekici olan, ahlakın tamamen ortadan kalkması değil; askıya alınması. Ahlaki yargı yok olmuyor, yalnızca uygun zaman gelene kadar erteleniyor. Sistem kendini koruduğu sürece sessizlik meşrulaştırılıyor. Ancak denge bozulduğunda, aynı sistem bu kez ahlakı hızla devreye sokarak kendini temize çekmeye çalışıyor. Bu nedenle skandallar genellikle “ilk suç” anında değil, artık taşınamaz hale geldiklerinde patlak veriyor.

Epstein dosyasının yarattığı asıl sarsıntı, işlenen suçların büyüklüğünden ziyade, bu suçların uzun süre boyunca kimler tarafından bilindiği ve kimler tarafından görmezden gelindiği sorusunda yatıyor. Finans çevreleri, siyaset, akademi ve medya arasındaki geçirgenlik, bireysel ahlak sorunlarını yapısal bir sessizliğe........

© Medya Günlüğü