“Açık savaş” neden gelmiyor?..
Orta Doğu’da gerilim yükseliyor, ancak savaş başlamıyor. Füze atışları, sınırlı operasyonlar, vekil güçler üzerinden verilen mesajlar artıyor; fakat doğrudan ABD-İran savaşı gerçekleşmiyor. Bu durum bir tesadüf değil. Aksine, her iki tarafın da bilinçli biçimde sürdürdüğü bir “eşik siyaseti”nin sonucu.
ABD açısından mesele yalnızca askeri değil, sistemik bir maliyet hesabı. İran’la doğrudan bir savaş, enerji piyasalarından küresel finans sistemine kadar uzanan geniş bir sarsıntı zinciri üretir. Washington bölgesel dengeyi kontrol altında tutmak istiyor; ancak tam ölçekli bir çatışmanın ekonomik ve jeopolitik sonuçlarını üstlenmek istemiyor. Bu nedenle askeri varlık sürdürülüyor, caydırıcılık dili korunuyor, fakat eşiği aşacak adım atılmıyor.
İran cephesinde de benzer bir rasyonalite görülüyor. Tahran yönetimi vekil güçler ve asimetrik kapasite üzerinden baskı üretme stratejisini tercih ediyor. Bu yöntem doğrudan savaşa kıyasla daha düşük maliyetli ve daha sürdürülebilir. Rejim açısından öncelik ideolojik genişleme değil, sistemin bekası. Retorik sertleşse de davranış kalıbı temkinli.
Enerji piyasaları ve Hürmüz hesabı
Gerilimin açık savaşa dönüşmemesinin en kritik boyutlarından biri enerji denklemidir. Hürmüz Boğazı dünya petrol arzının önemli bir kısmını taşıyor. Bu hattın kapanması ya da ciddi biçimde tehdit edilmesi, yalnızca bölgesel değil küresel bir kriz anlamına gelir. Enerji fiyatlarındaki sert artış, enflasyonist baskıları derinleştirir,........
