menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Algı ve ötekileştirme üzerine

39 0
12.06.2026

Doğada hiçbir canlı tamamen yalnız yaşamaz. Her canlı, bir şekilde kendisini çevresinden ayırır; yaşam alanını korur, kaynaklarını savunur ve varlığını sürdürmeye çalışır.

İlk bakışta insan, hayvan ve bitki arasında bu konuda büyük bir fark yokmuş gibi görünür. Hepsinde yaşamı sürdürmeye yönelik doğal bir eğilim vardır. Ancak biraz daha yakından bakıldığında, insanı diğer canlılardan ayıran şeyin yalnızca akıl değil, “öteki” kavramına yüklediği anlam olduğu görülür.

Bir bitki, yanındaki bitkiyle su ve besin için rekabet eder. Bir ağaç, daha fazla güneş ışığı almak için dallarını genişletir. Bazı bitkiler çevrelerine salgıladıkları maddelerle diğer bitkilerin büyümesini yavaşlatabilir. Ancak bunların hiçbirinde nefret, küçümseme ya da üstünlük duygusu yoktur. Ortada yalnızca yaşam mücadelesi vardır.

Hayvanlarda da benzer bir durum görülür. Kurtlar sürülerini korur, şempanzeler ,arılar bölgelerini savunur, karıncalar kolonilerine ait olmayan bireyleri dışarı atar. Fakat burada da mesele kimlik değildir; içgüdüdür. Hayvan, “sen benden farklısın” diye değil, “sen benim alanıma girdin, alanımı koruyorum” diye tepki verir.

İnsan ise farklıdır. Çünkü insan yalnızca kaynaklarla değil, anlamlarla da yaşar. Yalnızca toprağı, suyu veya barınağı paylaşmaz; fikirleri, inançları, değerleri ve kimlikleri de paylaşır. Bu nedenle insanın kurduğu sınırlar çoğu zaman fiziksel değil, zihinseldir.

Bir kurt, başka bir kurdu sürüsüne ait olmadığı için uzaklaştırabilir. İnsan ise bazen aynı dili konuştuğu, aynı şehirde yaşadığı, aynı havayı soluduğu bir insanı yalnızca farklı düşündüğü, farklı inandığı veya farklı bir kökenden geldiği için dışlayabilir. İşte insanın trajedisi de burada başlar.

Doğada ayrım vardır ama aşağılama yoktur. Rekabet vardır ama küçümseme yoktur. Savunma vardır ama hakaret yoktur. Bir aslan ceylanı avlar fakat onu değersiz gördüğü için değil, yaşamak zorunda olduğu için yapar. Bir kurt yabancı kurdu uzaklaştırır ama onun hakkında hikâyeler üretmez. İnsan ise çoğu zaman dışlamakla yetinmez; dışladığı şeyi tanımlamaya, etiketlemeye ve açıklamaya çalışır. Zamanla bu etiketler........

© Medya Günlüğü