menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Figüran’ Avrupa iki ateş arasında

47 0
18.09.2026

Dış politikayı günlük krizler üzerinden okuyanlar için küresel arenada yaşananlar, birbirinden bağımsız “talihsiz” gelişmeler ve çatışmalardan ibaret görülebilir.

Ancak enerji jeopolitiğinin o acımasız realitesine aşina olanlar için ortada çok daha yapısal, çok daha büyük bir satranç tahtası var. Bugün Karadeniz’den Kızıldeniz’e, Hürmüz’den Kuzey Afrika’ya kadar uzanan fay hatlarında yaşananlar, aslında ABD’nin kendi müttefiki Avrupa’ya karşı yürüttüğü örtülü bir “enerji savaşı”nın ta kendisidir.

Avrupa, Ukrayna savaşı bahanesiyle Rusya ile maliyetli bir ekonomik ve siyasi hesaplaşma içerisindeyken, kıtanın alternatif enerji koridorlarının aynı dönemde peş peşe nasıl kesildiğine bakalım. Olayları kronolojik ve mekansal bir bütünlük içinde okuyalım.

Önce İran saldırısı ve ardından gelen Hürmüz Boğazı krizi… Küresel enerji krizinin ikinci kıvılcımı burada çakıldığında, Batı’ya giden petrol ve doğal gaz akışını güvenceye almak için bir “B planı” devreye! sokuldu. Bu plan Körfez ülkelerinin Hürmüz’ü baypas ederek Suudi Arabistan üzerinden Cübeyl-Yenbu boru hattıyla Kızıldeniz’e petrol pompalamasıydı. Ancak bu stratejik hamle, çok geçmeden Bab’ül Mendep’teki Husi saldırıları ve bu dar boğazın fiili ablukaya alınmasıyla çöktü, boru hattı devre dışı bırakıldı. Batı’nın enerji tedarik zincirine vurulan bu ikinci darbe, sadece bölgesel bir çatışmanın değil, küresel enerji vanalarının kimin kontrolünde olacağı kavgasının doğrudan sonucudur.

Bu durum sadece Orta Doğu ile sınırlı kalsa, bunu klasik bir bölgesel çekişme olarak okuyabilirdik. Ancak haritayı biraz kuzeye, enerji ticaretinin bir diğer şahdamarı olan Karadeniz’e çevirdiğimizde manzara daha da netleşiyor. Karadeniz’deki gemi trafiğine, özellikle de enerji taşıyan tankerlere yönelik artan saldırılar da........

© Medya Günlüğü