menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç

8 0
06.04.2026

Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç

Zalimin Övgüsü: Tuzak, İmtihan ve Bilinç

Her övgü,değerli degildir;Her takdir,samimi degildir.

Evet, dünya sahnesinde zaman zaman öyle anlar yaşanır ki;hak ile bâtıl arasındaki çizgi sadece eylemlerle değil, sözlerle de belirginleşir. Amerika'israil Teror devletinin lideri, Trump gibi zalim birinin dilinden dökülen bir övgü, hakikatte bir yüceltme değil; kirli bir oyunun parçasıdır. İşte bu noktada, insanın ve toplumların basireti sınanır. Özellikle zulmü kendine yol edinmiş kimselerin yaptığı övgüler, çoğu zaman hakikati örtmeye yönelik bir sis perdesidir.Zalim, yalnızca zulmeden değildir. Zalim aynı zamanda algı inşa edendir. Gücünü sadece zorbalıktan değil, aynı zamanda zihinleri yönlendirmekten alır. Bu nedenle zalim, sevilen ve saygı duyulan liderler üzerinden mesaj vermeye çalışır. Onları övmek suretiyle kendi kirli düzenini meşrulaştırmak ister. Çünkü bilir ki halkın gönlünde yer etmiş bir ismin gölgesine sığınmak, kendi karanlığını perdelemenin en kolay yoludur.

İşte bu yüzden Kur’an zalimlerin bu oyunlarına kanıp onlara meyletmenin, insanı onların akıbetine yaklaştıracağıni açıkça ifade eder. Cunku İnancimiz zalime olan yakinligi,sadece fiziksel bir yakınlık değil; zihinsel ve ahlaki bir yakınlık olarak goruyor.

Katil Amerika'israil in, onemli ve sevilen liderler üzerinden verdiği mesaj, iki yönlü bir hedef taşır. Birincisi, kendi kötülüklerini normalleştirmek. İkincisi ise iyileri itibarsızlaştırmak. Çünkü eğer halkın gözünde iyi olanın değeri düşerse, kötü olanın yükselmesi kolaylaşır. Bu, şeytani bir denge oyunudur. Hakikatin terazisini bozmak, değerleri tersine çevirmek…Düşünün ki bir zalim, halkların gönlünde yer edinmiş bir lideri över. Bu övgü, ilk bakışta bir takdir gibi görünse de aslında derin bir mesaj içerir: “Bakın, oda benim gibi düşünüyor, ben de onunla aynı saftayım.” Oysa hakikat bunun tam tersidir. Ama bu algı oyunu, zihinlerde bir bulanıklık oluşturur. İnsanlar şüpheye düşer. “Acaba…” ile başlayan sorular, hakikatin netliğini bulandırır.İşte bu noktada basiret sahibi liderlerin tavrı önem kazanır. Bu oyuna gelmeyen, mesafesini koruyan, zalimin övgüsüne prim vermeyen liderler; Bu liderler aslında sadece kendilerini değil, temsil ettikleri değerleri de korurlar. Çünkü bilirler ki zalimin gölgesi bile insanı kirletebilir. Bu nedenle zalimle araya mesafe koymak en net duruştur.

Bugün iran savasinda yaşadigimiz, Amerika'israil in algiyla savasa dair olusturdugu siyasi gelişme, aslında bu tür ince hesapların ürünüdür. Güçlü görünen ama aslında kırılgan dengeler üzerine kurulu ilişkiler, çoğu zaman bu tür övgülerle şekillendirilmek istenir. Ancak bu oyuna gelmeyen, kendi yolunu kendi değerleriyle çizen liderler; hem kendi halklarını korur hem de tarihe onurlu bir iz bırakır.

Bu tavır, sadece siyasi bir akıl değil; aynı zamanda ahlaki bir duruştur. Çünkü hak ile bâtılın birbirine karışmasına izin vermemek, müminin sorumluluğudur. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümler, sadece silahlarla değil; aynı zamanda kelimelerle de yürütülüyor. Medya, propaganda, diplomatik söylemler… Hepsi birer araç. Ve bu araçlar, çoğu zaman hakikati örtmek için kullanılıyor. İşte bu yüzden, bir sözün kimden geldiği kadar, ne amaçla söylendiği de önemlidir.Zalimlerin övgüsü, çoğu zaman kendi çaresizliklerinin de bir göstergesidir. Çünkü hakikat, övgüye ihtiyaç duymaz. Hakikat, başkasının onayıyla değer kazanmaz. Ama zalim, meşruiyet arar. Kendi karanlığını aydınlatacak bir ışık bulamazsa, başkalarının ışığını kullanmaya çalışır. Bu da onun ne kadar aciz olduğunu gösterir.Bu açıdan bakıldığında, zalimin övgüsü bir güç göstergesi değil; bir zayıflık itirafıdır. Kendi değerlerini inşa edemeyenler, başkalarının değerlerine tutunur. Bu tutunuş, samimi değil; hesaplıdır. Ve bu hesap, çoğu zaman bozulmaya mahkûmdur. Çünkü hakikat, er ya da geç ortaya çıkar.Toplum olarak bu tür oyunlara karşı uyanık olunması gerekir. Her sözü sorgulamak, her övgüyü analiz etmek… Bu, sadece entelektüel bir çaba değil; aynı zamanda bir inanc meselesidir. Çünkü hakikati gormek icin ferasete, Ve feraset icin de kalbin nurlanip yumusamaya ihtiyaci oldugunu biliyoruz.Evet “Mümin, aynı delikten iki kez sokulmaz.” Bu söz, sahsi hatalar için değil; algılar için de geçerlidir. Zalimlerin oyunlarına tekrar tekrar düşmek, sadece bir gaflet değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü her yanlış algı, yeni bir zulmün kapısını aralar.Bu nedenle, sevilen ve milletiyle bütün olan liderler bu tür övgülere prim vermeyeceklerini biliyoruz. Ve kirli ellerden gelen alkisi da red ederler...

Zamaninda “one minute!” diye haykıran liderimiz,zalimlerin sahte ovgulerle bizi kendi cizgilerine çekmeyeceklerini ve onlar gibi olmayacagimizi ve yine bu haykirisla; aynı zamanda hakikatin, vicdanın ve ilahi adalet arayışının sembolü olan, bir ulke oldugumuzu tum dunyaya göstermis idi. Bu haykırış, adeta cennetin kapısına uzanan bir anahtar gibi, mazlumun duasıyla birleşen derin bir çağrıydi. “Dünya beş hirsizdan büyüktür” sözü ise sahte övgü ve takdiri en başından deşifre ederek, ahlakın, ortak iradenin ve adalet bilincinin güçlü bir tezahürünu milletlerin hafizasina silinmeyecek sekilde kazımaya vesile olmus buyuk bir ulke oldugumuzu BM toplantısında sn cumhurbaskani ifade etmisti . Dunya mazlumlari ve hakkı savunanlar için bu ifadeler, sıradan sözler değil; direnişin ve imanla beslenen cesaretin sihirli cümleleri olmaya devam ediyor. Ancak biliyoruz ki, bu sözlerle yüzleşen zalimler, "one munitu" ve "dünya bes hirsizdan buyuktur", duruşunu asla unutmayacak; içlerinde biriktirdikleri kini, en küçük fırsatta,sn cumhurbaskanimizin sahsinda milletimize karsi acımasızca ortaya koyduklarini/koyacaklarini biliyoruz. Bu durum, adalet ile zulüm arasındaki kadim mücadelenin değişmeyen bir yansımasıdır.Ama bugun İyi olanı savunmak, sadece sözle değil; duruşla da yapiliyor.

İspanya Başbakanı sanchez de sahte ovgulere kanmayip iran savasiyla ilgili,ABD ve İsrail e ates puskurdu: 'Mutlak felaket' diye haykıran lider "Herkesin kendisine sorması gereken soruyu sordu: tüm bu yıkım ne için?"Ayrıca İspanya'nın uluslararası sahnede daha özerk bir pozisyon almasını savunan sanchez. "Arka koltukta sessizce oturan İspanya artık yok diyor.Zalimle arasına mesafe koyan her lider, aslında halkına ayni mesaji verir: “Biz, onların oyununun parçası değiliz.” Bu mesaj, belki de en güçlü direniştir. Evet,Zalimin övgüsü bir tuzaktır. Bu tuzağa düşmemek bilinç meselesidir. Herkes bu bilinçle hareket etmek zorunda. Çünkü soylenen sözler, iz bırakır. Ve bu izler, zamanla bir yol haline gelir. O yol ya hakikate çıkar ya da karanlığa…Bugün bizim, bu yolları iyi ayırt etmemiz gerekir. Kimin ne söylediğinden çok, neden söylediğini anlamak zorundayiz. Sn cumhurbaskanimizin surekli dile getirdigi gibi; Zalimlerin diline değil, hakikatin sesine kulak vermeliyiz. Cunku guclu olmak hakli olmak degildir. Ve hakikat, sessiz ama derindir. o derinlik, gerçek özgürlüktür.Evet; zalimin övgüsüyle yücelen değil, hakikatin yanında durarak kazanan olacağız. Mehmet Halit Demir 23.Dönem Mardin Milletvekili


© Mardin Life