menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Namaz Mü'minin Miracıdır

5 0
previous day

Bugün hayatımızın içerisinde o kadar çok şeyi öncelikli hale getirdik ki, bazen asıl vazifemizi unutur olduk.

Dünya işleri, geçim telaşı, makam, mevki, telefon, sosyal medya, günlük koşturmaca derken insanın kendisine sorması gereken en önemli soru belki de şu:

“Ben Rabbime karşı kulluk vazifemi ne kadar yerine getiriyorum?”

Çünkü insanın yaratılış gayesi yalnızca dünyaya gelmek, yaşamak, kazanmak ve sonra bu dünyadan göçüp gitmek değildir.

“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(Zâriyât, 56)

Demek ki insanın hayatındaki en büyük mesele, kulluk meselesidir.

Kulluğun en önemli göstergelerinden biri ise namazdır.

Namaz, sadece belirli vakitlerde yapılan birtakım hareketlerden ibaret değildir.

Namaz; kulun Rabbini hatırlaması, O'nun huzurunda durması, acziyetini kabul etmesi, dünyadan bir müddet sıyrılıp kalbiyle Allah'a yönelmesidir.

“Secde et ve yaklaş!”(Alak, 19)

İşte namazın içerisinde bulunan secde, kulun Rabbine karşı teslimiyetinin en açık göstergelerinden biridir.

Kâinatta her şey kendi hâlince Rabbini zikrediyor.

Sabahın erken saatlerinde kuşların sesini duyarsınız.

Ağaçlar, dağlar, hayvanlar, gökler ve yerdeki nice mahlûkat kendi hâllerince Allah'ı zikrederler.

Rabbimiz insana akıl vermiş, irade vermiş, nimetler vermiş, Kur'ân-ı Kerîm'i göndermiş ve kulluk vazifesini bildirmiş.

O hâlde insanın da Rabbine yönelmesi gerekmez mi?

“Beni anın ki ben de sizi anayım.”(Bakara, 152)

Bundan daha büyük bir lütuf düşünülebilir mi?

Kul Rabbini anıyor, Rabbimiz de kulunu anacağını bildiriyor.

İşte namaz, bu zikrin en büyük duraklarından biridir.

Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- de namazın kendisi için ne kadar önemli olduğunu:

“Namaz gözümün nurudur.”

Buyurarak ifade etmiştir.

Fakat burada kendimize dürüstçe bir soru sormamız gerekiyor:

Biz namazı gerçekten namaz olarak mı kılıyoruz, yoksa sadece üzerimizdeki bir vazifeyi yerine getirmek için mi?

Namazda bedenimiz kıbleye dönüyor olabilir.

Peki kalbimiz nereye dönüyor?

Dilimizi kıbleye, bedenimizi secdeye yöneltirken aklımız hâlâ dünyanın içerisinde dolaşıyorsa, namazın ruhundan ne kadar nasipleniyoruz?

Bazı kardeşlerimiz namazı hızlıca kılıp hemen günlük işlerine dönüyor.

Rükûya yeterince dikkat etmiyor.

Secdeyi aceleye getiriyor.

İki secde arasındaki oturuşu geçiştiriyor.

Namaz içerisinde sağa sola bakıyor.

Oysa namaz, aceleyle geçiştirilecek bir ibadet değildir.

Namaz, Rabbimizin huzurunda durmaktır.

Bir insan önemli bir makamın huzuruna çıktığında nasıl davranıyorsa, âlemlerin Rabbine karşı da o hassasiyetin kat ve kat üzerindehassas davranması gerekir.

Elbette Rabbimiz kullarına kolaylık da vermiştir.

Gerçekten ayakta........

© Maraş Gündem