menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suçlu Ayağa Kalk!

17 0
24.07.2026

"Asrın Felaketi" olarak tarihe geçen 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Acılar ilk günkü kadar taze. Yıkılan şehirler yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor, kaybettiğimiz canların özlemi ise hiç dinmiyor.

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Ancak bugün üzerinde konuşmamız gereken başka bir konu var.

Depremin ardından başlatılan yargı süreçlerinde binlerce insan sanık sandalyesine oturdu. Müteahhitler, yapı sahipleri, mühendisler, mimarlar ve hatta kendi imkânlarıyla tek veya iki katlı ev yapan vatandaşlar bugün mahkemelerde hesap veriyor. Bir kısmı cezaevinde, bir kısmı ise aldığı cezanın Yargıtay'dan çıkacak sonucunu bekleyerek her gün yeniden aynı acıyı yaşıyor.

Bugün "Suçlu ayağa kalk!" deme zamanı gelmedi mi?

Deprem Sonrası Adalet ArayışıElbette hayatını kaybeden insanların yakınlarının adalet istemesi en doğal haktır.

Kimse buna itiraz edemez.

Ancak adalet; sadece birilerini cezalandırmak değildir. Adalet, gerçek sorumluluğu ortaya çıkarmaktır.

Bir binanın yıkılması tek başına o binayı yapan kişinin kesin suçlu olduğu anlamına gelir mi?

İşte üzerinde durulması gereken temel mesele budur.

Çünkü bugün yargılanan yapıların büyük bölümü 1960, 1970, 1980 ve 1990'lı yıllarda yapılmış binalardır.

O günün deprem yönetmelikleri...

O günün beton standartları...

O günün demir kalitesi...

O günün mühendislik bilgisi...

Hepsi bugünkünden tamamen farklıydı.

Bugünün bilgisiyle elli yıl önce yapılan bir binayı değerlendirmek ne kadar doğrudur?

Betonun da Bir Ömrü VarUzmanların yıllardır söylediği bir gerçek var.

Betonarme yapıların da insanlar gibi ekonomik ömrü bulunuyor.

Bakımı eksiksiz yapılmış, kaliteli C35 beton kullanılan, donatısı doğru yerleştirilmiş bir yapının bile ömrü sınırsız değildir.

Özellikle 1960-1980 arasında kara düzen anlayışıyla yapılan birçok yapının, 6 Şubat gibi dünya ölçeğinde olağanüstü bir deprem karşısında ayakta kalmasını beklemek gerçekçi değildir.

Üstelik yıllarca bakım görmeyen, rutubet alan, demirleri paslanan, taşıyıcı sistemi zayıflayan binaların zaman içerisinde dayanımını kaybetmesi kaçınılmazdır.

Bugün birçok şehirde sıvaları dökülmüş, kolonlarından demirleri görünen, adeta "Beni yıkın." diye haykıran binlerce bina bulunmaktadır.

Deprem olmasa bile risk taşıyan bu yapılar için asıl sorumluluk kime aittir?

Bilim İnsanları Ne Diyor?6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'nin en saygın üniversiteleri peş peşe bilimsel raporlar yayımladı.

Bu raporların ortak noktası oldukça dikkat çekicidir.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi ön değerlendirme raporunda Prof. Dr. Ali Demir, Kahramanmaraş'ta ölçülen yer ivmelerinin Türkiye Deprem........

© Maraş Gündem