AÇILIŞ TÖRENLERİNİ DURDURUN!
Belediyeler, iktidarlar ve kamu kurumları… Her biri yaptığı işi göstermek, seçmene dokunmak, kamuoyuna mesaj vermek ister. Bu anlaşılır bir durumdur. Ancak son yıllarda sıradan bir hizmetin bile “toplumsal miting” atmosferinde, yüzlerce araçlık konvoylarla, saatler süren kürsü konuşmalarıyla ve büyük organizasyonlarla açılması artık sorgulanmalıdır.
Bir yol yapılır; ihtişamlı açılış. Bir köprü yapılır; dillere destan açılış Bir park düzenlenir; tören. Bir bina boyanır; kurdele. Bir kamu hizmeti başlatılır; miting.
Sorulması gereken basit bir soru var: Bu açılışların gerçek maliyeti nedir?
Bir açılış organizasyonu; sahne kurulumu, ses sistemi, güvenlik, afiş, pankart, ulaşım, personel görevlendirmesi, yayın giderleri ve protokol masrafları demektir. Bu kalemlerin her biri kamu bütçesinden karşılanır. Zaten ekonomik sıkıntıların ağırlaştığı bir dönemde, asgari ücretlinin, emeklinin, küçük esnafın zorlandığı koşullarda; milyonluk organizasyonlar vicdanları yaralamaktadır. Hizmet yapmak zaten görevdir. Görevin reklamı için kamusal kaynakların yeniden harcanması, ekonomik israf değil midir?
2. İş Kaybı ve Verimlilik Sorunu
Açılış günleri yalnızca törene katılanlar için değil, kamu personeli için de zaman kaybıdır. Günlerce süren hazırlıklar, yazışmalar, güvenlik planlamaları ve koordinasyon çalışmaları gerçek hizmet üretiminden çalınan zamandır.
Bir belediyede ya da kamu kurumunda onlarca çalışan asli görevini bırakıp “organizasyon mesaisine” yöneliyorsa, burada ciddi bir verimlilik sorunu vardır.
Özellikle büyük şehirlerde yapılan kalabalık açılışlar, saatlerce süren trafik yoğunluğuna yol açmaktadır. Yollar kapanır, alternatif güzergâhlar kilitlenir, ambulanslar gecikir, işe giden yurttaş mağdur olur. Bir hizmet açılışı yapılırken, o hizmetten yararlanacak yurttaşın günlük yaşamı aksatılıyorsa burada bir çelişki yok mudur?
Konvoylar, yüksek sesli sistemler, plastik afişler, tek kullanımlık materyaller… Çevre bilinci çağında, kamu eliyle oluşturulan bu organizasyonlar ciddi bir karbon ayak izi bırakmaktadır. Tonlarca plastik ve kağıt atık ortaya çıkmakta; çoğu gün sonunda çöpe gitmektedir. Çevre ve doğa koruma üzerine söylem üreten yönetimlerin, kendi etkinliklerinin çevresel maliyetini hesaplaması gerekmez mi?
5. Milli Kayıp ve Toplumsal Ayrışma
Açılışların çoğu artık teknik bilgilendirme etkinliği olmaktan çıkmış, siyasi miting havasına bürünmüştür. Alkışlayanlar ve protesto edenler diye bölünen kalabalıklar; hizmeti değil, siyasi aidiyeti konuşur hale gelmiştir. Oysa kamu yatırımı bir partiye değil, millete aittir. Kamu hizmeti üzerinden siyasi gösteri yapılması, toplumsal kutuplaşmayı besler. Bu da görünmeyen ama derin bir milli kayıptır: Toplumsal güven kaybı.
6. Güvenlik ve Kamu Düzeni Maliyeti
Her büyük organizasyon yüzlerce güvenlik personelinin görevlendirilmesi anlamına gelir. Polis ve kamu güvenliği, asli görevlerinden geçici olarak çekilir. Bu da kamusal düzen açısından dolaylı bir maliyet yaratır.
7. Algı Ekonomisi ve Şeffaflık Sorunu
Açılışlar çoğu zaman projenin toplam maliyetini, ihale sürecini, finansman kaynağını tartışmaya açmaz; sadece görsel bir başarı sunar. Oysa kamuoyu; kaç liraya yapıldığını, ne kadar sürede tamamlandığını, hangi firmaya verildiğini bilmek ister. Gösterişli törenler çoğu zaman şeffaflığın yerini alır. Bu da demokratik denetimin zayıflamasına yol açar.
Peki Ne Yapılmalı? Kurdele kesme törenleri yerine şeffaf raporlar yayımlansın. Açılışlar sade, teknik ve bilgilendirici biçimde yapılsın. Toplu miting tarzı organizasyonlar kamu bütçesiyle finanse edilmesin. Çevresel ve ekonomik etki analizi zorunlu hale getirilsin. Hizmet tanıtımları dijital ortamda, düşük maliyetle yapılsın. Hizmetin kendisi konuşsun. Kurdele değil, kalite konuşsun. Sahne değil, sürdürülebilirlik konuşsun. Bugün ülkenin ihtiyacı gösteri değil; tasarruf, verimlilik ve toplumsal huzurdur. Kamu hizmeti zaten halk içindir. Halkın parasını, halka hizmet için kullanın. Hadi hayırlısı…
