menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cennet Yüzlü Semerkant

6 0
17.10.2026

Renk ırmağı bir çehreye benzet yüzünü,Göstermede her sahnede rahmet yüzünü.Uygarlığımın şehri Semerkand’ımızınGözler kamaşır görünce cennet yüzünü.Dr. Tacettin Şimşek

Yeni güne, Uluğ Bey (Mirza Uluğ Bey) Rasathanesi’ni ziyaret ederek başlıyoruz.

Semerkant’ta, Registan Meydanı’ndaki Uluğ Bey Medresesi’nden başka bir de Uluğ Bey Rasathanesi bulunuyor. Bu rasathane, zamanında hem medrese hem de gözlemevi olarak kullanılmış. Semerkant’ın Kuhek Tepesi’nde bulunan rasathane, 1428-1429 yıllarında yaklaşık iki yılda tamamlanmış. Registan Meydanı’ndaki medresede teorik temelleri atılan matematik ve astronomi hesaplamaları burada gökyüzü gözlemleriyle sınanıyormuş. Bu yönüyle rasathane, dönemin en gelişmiş astronomi bilim merkezlerinden biri ve bir nevi laboratuvar olarak kabul edilmektedir.

Uluğ Bey, Timur İmparatorluğu’nun dördüncü sultanı olmasının yanı sıra döneminin önemli matematikçilerinden ve gökbilimcilerinden biridir. Emir Timur’un vefatından sonra devletin başına küçük oğlu Şahruh geçer. Şahruh, 1409 yılında Semerkant merkezli Maveraünnehir bölgesinin yönetimine Uluğ Bey’i getirir. Şahruh ’un ölümünden sonra, Uluğ Bey 1447 yılında sultan olarak devletin başına geçer.

Uluğ Bey sultandır; ancak ilmi çalışmalarını da ihmal etmez. Matematik ve astronomi alanındaki çalışmalarıyla bilim tarihine iz bırakır. Gökyüzündeki hareketleri hassas bir şekilde inceleyerek ünlü eseri Zîc-i Uluğ Bey’i (Yıldız Kataloğu) hazırlar. Bu eser, teleskobun icadına kadar astronomi dünyasının en güvenilir başvuru kaynaklarından biri olur. Öyle ki Uluğ Bey, teleskop ve benzeri optik aletlerin henüz icat edilmediği 15. yüzyılda, kendi tasarladığı devasa bir gözlem ve ölçüm aracı olan meridyen kadranını kullanarak bir yılın uzunluğunu büyük bir hassasiyetle hesaplar.

Bir yılın uzunluğu, günümüzde yapılan modern ölçümlere göre 365 gün, 6 saat, 9 dakika, 9,6 saniyedir. Uluğ Bey’in 1437 yılında yaptığı hesaplamaya göre ise bu süre 365 gün, 6 saat, 10 dakika, 8 saniyedir. Aradaki fark yalnızca 58,4 saniyedir. Bir dakikadan az.

Uluğ Bey’in bilim tarihine bıraktığı bu iz’ in bir tezahürü olarak, 1830 yılında Ay’ın görünen yüzeyindeki bir çarpma kraterine “Uluğ Bey Krateri” adı verilir.

Uluğ Bey, bu rasathanede Kadızâde-i Rûmî, Cemşîd el-Kâşî ve Ali Kuşçu gibi değerli bilginlerle birlikte çalışır. Bilindiği üzere Ali Kuşçu, Uluğ Bey’in ölümünden sonra bu coğrafyayı terk eder. Sultan Fatih’in daveti üzerine İstanbul’a gelir ve çalışmalarını burada sürdürür.

Orijinal Uluğ Bey Rasathanesi 1420’li yıllarda inşa edilir. Ancak Uluğ Bey’in ölümünden sonra muhalifleri tarafından tahrip edilerek yıkılır ve zamanla tamamen kaybolur. Yıllar sonra, 1908 yılında, kalıntıları keşfedilir. Kalıntıların yanına 1970 yılında ilk müze binası yapılır.

Bugün gezeceğimiz müze ise Özbekistan’ın bağımsızlığından sonra, 2010 yılında modernize edilmiş; rasathanenin kadim sekstant (ölçüm) çukuru da kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiş.

Şimdi müzeyi ve rasathaneyi geziyoruz.

Müzede, astronomik ölçümlerde kullanılan bazı ölçüm aletlerinin yanı sıra gezegenlerin ve yörüngelerinin modellendiği tasarımların örneklerini görüyoruz. Ayrıca el yazması fen, matematik ve astronomi kitapları da müzede sergileniyor.

Rasathanenin restore edilmiş ölçüm, yani sekstant çukuru, müzenin hemen yanında bulunuyor. Gördüğümüz yapı, orijinal yapının yaklaşık yüzde 30’undan kalan kısım olduğunu öğreniyoruz. İlk defa sekstant çukuru görüyorum. Daha önce resmini dahi görmemiştim. Şimdi gözümün önünde; hayret etmemek elde değil. Hele müzede gördüğümüz levhadan, bir yılın uzunluğuna ilişkin gerçeğe en yakın ölçümün burada yapıldığını öğrenince hayretim daha da artıyor.

Uluğ Bey sultandı; fakat onun asıl ülküsü ilimdi. Özellikle matematik ve astronomiye gönül vermişti. Sefere çıkmak ve savaşmak istemiyordu. Bu durum devletin gelirlerinin azalmasına da yol........

© Maarifin Sesi