menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HÂMÛŞÂNLAR…

3 0
friday

Mevlevilik düşüncesinde ölüm, korkulacak fani bir yok oluş ya da arkasından ağıtlar yakılacak bir ayrılık değildir. Aksine, ruhun asıl kaynağına dönmesi, kulun Rabbine kavuşmasıdır; yani Hz. Mevlana'nın deyimiyle bir "Şeb-i Arus" (Düğün Gecesi)’tur. Bu derin felsefe nedeniyle Mevleviler, mezarlık kelimesini kullanmaktan kaçınmışlar ve dergâh hazirelerine "Hâmûşân" adını vermişlerdir.

Farsça bir kelime olan Hâmûşân, "Susmuşlar" veya "Sessizler" anlamına gelir. Burası, bu dünyadaki sözünü bitirip ebedi sükûta çekilenlerin, yani "susanların" yeridir. Ancak Mevlevi inancına göre onlar aslında yok olmamış, sadece dil değiştirmişlerdir. Artık sesle değil, hal diliyle konuşmaktadırlar. Mevlana Dergâhı'nın avlusunda yeşil kubbenin gölgesine sığınmış olan Hâmûşân, yüzyıllar boyunca dergâhta hizmet etmiş dervişlerin, neyzenlerin, postnişinlerin ve o asil kadınların sırlandığı kutsal bir alandır.

Bugün bu bahçede adımları yavaşlatıp etrafa baktığınızda, o taşların aslında hiç de susmadığını, aksine bakmasını bilen gözler için çok şey anlattığını fark........

© Konya'nın Sesi