YALAN MAKİNASI
Koz Kocaeli’de Şadi Baba’yla yine hararetli bir tartışmanın içindeyiz. Konu ne mi? Tabii ki yalan…
İnsanların birbirine söylediği yalanlar, yalan haberler, zoraki söylenen yalanlar… Konu dallanıp budaklanıyor ama dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: Ortada söylenmiş bir yalan var.
İnsan bazen öyle bir inanıyor ki… Dışarıdan bakan “Bu kadar da olmaz” diyor, sen içeriden “Gayet olur ya, mantıklı aslında” diye savunuyorsun. Sonra gerçek ortaya çıkınca ortada iki seçenek kalıyor: Ya kendine “Ben bunu nasıl yedim?” diye kızacaksın ya da durumu kabullenip bir çay koyacaksın. Genelde ikinciyi seçiyoruz; çünkü ilk seçenek fazla yorucu.
Şimdi şu konuyu netleştirelim:Bir yalana inanmak = aptallık değil.
Ama aynı yalana üçüncü sezon, beşinci bölümde hâlâ inanıyorsan… orada senarist sensin artık.
İnanmak dediğin şey aslında insanın “demo sürüm güven sistemi.”Birine güveniyorsun, diyorsun ki:
“Bu insan beni........
