Nothing Else Matters...
1973 yılının Mayıs ayının ilk günü ben doğdum, son günü ise sen...
Bunu her zaman “böylece o ayı kuruttuk” diye anlatırdın. Kader belki de birbirimizi böyle bağlamıştı, kim bilir?
Şimdi senden böyle geçmiş zaman kipiyle bahsetmek bana ne kadar garip geliyor bilemezsin.
Aynen seni koyduğumuz mezarın başında dururken geldiği gibi.
Ah İlhan gardaşım ah...Bir ağacın iki dalı gibiydik, öylesine dost, öylesine kardeşçe...Şimdi sen yoksun...Buna inanmak çok zor...
Aynı ilkokula gittik, aynı kasetçi -Hacet abiden ilk WASP albümlerimizi aldık. Bizim grubumuzdu!
Sonra Scorpions, Metallica ve daha niceleri. Ama Blackie Lawless hep bizim adamımız olarak kaldı.
Çekirdekten yetişme Rockculardık sonuçta, en uzağa biz işerdik ve en sert de biz çalacaktık. Nitekim öyle de olacaktı ama bunu o zamanlar daha hayal bile edemezdik.
Sonra yollarımız lisede ayrıldı ama üniversitede tekrar birleşti.
Ben başarısız bir İstanbul macerası, sen garip bir Ankara macerasından sonra Mağusa’da buluştuk, DAÜ’de...
Hayatımızın en güzel yıllarıydı belki de…
Baykal’daki evimizde yaptığımız alemler, gözümüz gibi biriktirdiğimiz kasetler üstünde oynadığımız gongalar ve içilen şişe şişe 81’ler! Nahid, sen ve ben!
College Hall günlerimiz, bilardo maçlarımız, Juke-Box’a kim hangi parçayı koyacak kavgalarımız!
Hatırlarım da bir Cuma, yine College Hall’da otobüs paramıza kadar içip, oto-stopla gideriz diye düşünüp, sonra gidemeyip, aç susuz eve dönmüştük.
Hani evde sadece darı vardı, sonra biz Rambo filmini izlemiştik. Domuzu avlayıp pişiren Rambo’yu görünce de aklımıza komşunun tavuğunu çalıp yemek gelmişti.
Esas sorun tavuğu hangimizin keseceğiydi -ki bu asla sen olamazdın zira sen insanlar gibi hayvanları da imkansız incitmezdin!
Ah gardaşım ah, sonra aniden müzik dünyasına girişimiz, senin Osman Kalfaoğlu ile kurduğunuz ilk grup, Revolver!
Bir gece Osman gelemeyince bana “gel sen söyle” demen ve benim bugüne kadar hala devam eden müzisyenlik hayatıma başlamam!
Diğer bir çokları gibi beni de sen müzisyen yaptın, bunu yıllarca kavgalarımıza malzeme yaptın ama doğruydu, sen olmasaydın ben müziğin o büyülü dünyasına giremezdim.
İlk grubumuz Revolver! Hasan Belen, Cengiz Erdem, Emre Jimi, sen ve ben!
Göçmenköylülerin bizden çalmamızı istediği Unforgiven şarkısını hatırlasın, ilk programda çalmamıştık. Çok kızmışlardı, hatta gelip çalışma odamızı basmışlardı...Jimi’lerin garajı...
Rahmetli Salahi abimizle Ayla ablamız ne kadar kahrımızı çekmişti o garajda...
Ya o Aquaholics’te benim sahneden stage-dive yapmam ve yere düşmem! Yıllarca bunu anlatıp dalga........
