Bir Kadın Ayağa Kalktığında Dünya Değişir
8 Mart, Emek, Mücadele ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Üzerine
Bazen bir toplumun ne kadar adil olduğunu anlamak için anayasasına bakmak gerekmez.Kadınlarının hayatına bakmak yeterlidir.
Akdeniz’in suları bazen sakin görünür.Ama o suların altında yüzyılların hikâyeleri saklıdır.
Mitolojiye göre güzellik ve sevginin tanrıçası Afrodit deniz köpüklerinden doğarak Kıbrıs kıyılarına çıkmıştı.Ama Akdeniz kıyılarında doğan şey yalnızca güzellik değildi.
Dirençti.Emekti.Sabırdı.
Çünkü bir toplumun gerçek gücü, kadınlarının hayatına bakarak anlaşılır.
Kadınların özgür olduğu toplumlar gelişir.Kadınların sesi bastırılan toplumlar ise kendi vicdanlarını susturur.
Bu yüzden 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, yalnızca bir kutlama günü değildir.Bu gün, insanlık tarihinin en uzun eşitlik yürüyüşlerinden birinin hatırlandığı gündür.
Ama bugün mesele yalnızca kadınların mücadelesi değildir.
Bugün mesele toplumsal cinsiyet eşitliğidir.
Kadınların ve erkeklerin hayatın her alanında eşit haklara, eşit fırsatlara ve eşit saygıya sahip olması…
Bu yalnız kadınların meselesi değildir.Bu bir demokrasi meselesidir.Bir adalet meselesidir.Bir medeniyet meselesidir.
1955 yılının Aralık ayında Alabama’nın Montgomery kentinde sıradan bir akşam yaşanıyordu.
Otobüs doluydu.Irk ayrımcılığı yasalarına göre siyah yolcuların beyaz yolculara yer vermesi gerekiyordu.
Şoför bir kadına koltuğunu bırakmasını söyledi.
Kadın başını kaldırdı.
Yorgundu.Ama yalnızca bedeni değil, yıllardır süren aşağılanmalar da yorgundu.
O kadın Rosa Parks idi.
Ama o küçük “hayır” sözcüğü bir ülkenin vicdanını uyandırdı.
Montgomery’de başlayan 381 günlük otobüs boykotu, Amerika’daki sivil haklar hareketinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu.Bu boykot yalnızca bir ulaşım protestosu değildi; eşitlik talebinin bütün dünyaya duyurulduğu bir direnişti.
Otobüsler boş kaldı.Şehir günlerce yürüyen insanların adımlarını dinledi.
Bu hareket daha sonra Martin Luther King Jr. gibi liderlerin yükselişine de zemin hazırladı.
Bazen tarih büyük meydanlarda değil, küçük ama cesur bir anda değişir.
Bir kadın ayağa kalkmayı reddettiğinde,bir toplum ayağa kalkmayı öğrenir.
NASA Koridorlarında Bir Kadın
1960’larda Amerika’da bir kadın matematikçi NASA’da çalışıyordu.
Adı Katherine Johnson idi.
NASA’ya girmesi bile kolay olmadı.Çünkü o dönemde uzay programı tamamen erkeklerin egemen olduğu bir alandı.
Ama Johnson olağanüstü bir matematikçiydi.
Birçok adayın önüne geçerek NASA’da görev aldı.
Uzay uçuşlarının yörünge hesaplarını yapıyordu.Öyle hesaplar ki o dönemde bilgisayarlar bile bunları güvenilir şekilde yapamıyordu.
Astronot John Glenn uzaya gönderilmeden önce özellikle onun hesaplarının yeniden kontrol edilmesini istemişti.
Ama çalıştığı yerde kadınlar için tuvalet bile yoktu.
Her........
