menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rızasız maruziyet

16 0
18.09.2026

Hiç istemediğiniz bir konuşmanın, sesin ya da görüntünün ortasında kalıp oradan uzaklaşamadığınız oldu mu?

Peki; yakınlık, samimiyet ya da merak; bir insana başkasının zamanına, telefonuna, bedenine veya özel hayatına izinsiz girme hakkı verir mi?

Bir kafede arkadaşlarınızla oturuyorsunuz. Yan masadaki biri telefonundan yüksek sesle video izliyor. Bir başkası görüntülü konuşuyor; hem kendi sesini hem de karşısındaki insanın sesini bütün mekâna yayıyor. Masanızdaki biri, siz mesaj yazarken gözünü telefonunuza çeviriyor. Bir başkası birlikte çekildiğiniz bir fotoğrafı size sormadan sosyal medyada paylaşıyor. Üstelik kendisinin iyi çıktığı kareyi seçmiş; sizin nasıl göründüğünüze bakmamış bile.

Bunların hiçbiri ilk bakışta büyük bir olay gibi görünmüyor. Belki bu yüzden çoğu zaman üzerinde durulmuyor. Oysa hepsinin ortak bir yanı var: Bir insanın alanına, zamanına, görüntüsüne, bedenine ya da dikkatine onun rızasını almadan giriliyor.

Ben buna rızasız maruziyet diyorum.

Rızasız maruziyet yalnızca istemediğiniz bir sese maruz kalmak değildir. Başkasının zamanına, sessizliğine, mahremiyetine ve kişisel sınırlarına izin almadan müdahale etmektir.

Bu bazen gece yarısı gönderilen ve hemen yanıt beklenen bir mesajdır.

“Ben şimdi uygundum.” diyerek karşısındakinin de uygun olduğunu varsaymaktır.

Ansızın görüntülü aramak; insanı hazırlıksız hâliyle kameranın karşısına çıkmaya zorlamaktır.

Telefon açar açmaz “Müsait misin?” diye sormadan uzun uzun konuşmaya başlamaktır.

Haber vermeden birinin evine gitmek,........

© Kıbrıs Gazetesi