menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Afrika’dan Avrasya’ya Türkiye, Fransa ve çok boyutlu denge politikaları – 2

20 0
12.06.2026

Bir önceki yazıda, Fransa’nın Afrika’daki geleneksel nüfuz kaybı ile Doğu Akdeniz ve Avrasya hattındaki yeni stratejik arayışları arasındaki ilişki ele alınmış; bu çerçevede GKRY’ye verilen askerî-siyasi destek, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’ndaki görünürlüğü ve AB’nin Orta Asya açılımı birlikte değerlendirilmiştir. Bu ikinci yazıda ise söz konusu jeopolitik hattın enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, kritik hammaddeler ve çok boyutlu denge politikaları bakımından taşıdığı anlam üzerinde durulacaktır. Zira Kıbrıs meselesi artık yalnızca ada merkezli bir egemenlik tartışması değil; Doğu Akdeniz’den Hazar havzasına, Orta Koridor’dan Avrupa’nın enerji arz güvenliğine uzanan daha geniş bir stratejik rekabet alanının parçasıdır. Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz jeopolitiğindeki merkezi konumu, yalnızca günümüz enerji rekabetiyle ortaya çıkmış yeni bir olgu değildir. Ada, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa arasındaki gizli paylaşım pazarlıklarında da stratejik bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Nitekim Sykes-Picot düzenlemesi çerçevesinde, Kıbrıs’ın coğrafi ve askerî önemi nedeniyle İngiltere’nin, Fransa’nın onayı olmadan adanın mülkiyeti veya statüsüne ilişkin tek taraflı tasarrufta bulunmama yönünde taahhütte bulunduğu aktarılmaktadır. Bu durum, Kıbrıs’ın daha o dönemde yalnızca yerel bir ada meselesi değil; İskenderun Körfezi, Levant, Süveyş hattı ve Doğu Akdeniz güvenliğiyle bağlantılı bir büyük güç rekabeti unsuru olarak görüldüğünü göstermektedir. Ayrıca bu tarihsel düzenlemeler, Kıbrıs’ın ilerleyen süreçte İngiltere’nin Doğu Akdeniz stratejisindeki özel konumunu güçlendirmiş; adanın 1960 düzenine giden süreçte büyük güç hesaplarından bağımsız düşünülemeyeceğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla bugün GKRY-Fransa yakınlaşması, AB’nin enerji ve ulaştırma politikaları ya da Türkiye-KKTC ekseninde yürütülen hak mücadelesi, tarihsel süreklilikten kopuk biçimde değil; Kıbrıs’ın yüzyılı aşkın süredir Doğu Akdeniz güç dengelerinin merkezinde yer aldığı gerçeğiyle birlikte okunmalıdır. Enerji Jeopolitiği ve Doğu Akdeniz’de stratejik rekabet AB’nin Orta Asya devletleriyle geliştirdiği stratejik ortaklıkların ve Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki askerî-siyasi aktivizminin arkasında enerji güvenliği, ulaştırma hatları, kritik hammaddeler ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi gibi temel faktörler yer almaktadır. Bu nedenle Kıbrıs meselesi, yalnızca ada üzerindeki egemenlik tartışmalarından ibaret değildir; Doğu Akdeniz’in enerji........

© Kıbrıs Gazetesi