Pazartesi notları: Bir Ayia Napa analizi
Ahmet Tan’a saldıranlar kim olursa olsun, ortada Rum yönetiminin başa çıkamadığı yaygın ve kontrolden çıkmış bir asayişsizlik söz konusudur… “Böylesi olaylar KKTC’de de olur” diyerek Ayia Napa saldırganlığını önemsizleştirmeye çalışanların göz ardı ettiği en önemli gerçek şudur: Böylesi saldırganlıklar KKTC’de olduğunda Türk adliyesi gereğini yasalar çerçevesinde yapar ve adaleti atıl bırakmaz… Ama Güney Kıbrıs’ta böylesi saldırganlıkların mağduru eğer Türk ise Rum adliyesi olayı aşikâr şekilde es geçer ve müşteki Türkü mağduriyeti ile baş başa bırakır… Bunun örnekleri de çoktur… Her iki tarafta da kriminal istatistikler yakın geçmişte açıklandı… KKTC’de suç işleme oranları bariz bir düşüş gösterirken, Güney Kıbrıs’ta bu bağlamda bariz bir yükseliş var. * Geçmişten bugüne dek Türklerin maruz kaldığı saldırılarda Rum adaletinin takındığı pasif tavrın örnekleri kara bir kitap oluşturur… Tabii ki bu çok yoğun ırkçılık çetelesini bu köşeye sığdırabilmem olanaksızdır… Ama 2003’te kapıların Türk inisiyatifi ile açılmasından sonra yaşanan ve derin iz bırakan bazı olaylara kısaca değinebilirim… Kıbrıs sorununun mülkiyet meselesi çözüm masasında ele alınması gereken temel konulardandır… Ne var ki, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bu meseleyi Türklere karşı siyasal ve ekonomik baskıya dönüştürdü… ........
