“Gazetecilik” çok özel bir meslektir
O da eskilerde kalan bir gelenek olarak belleklerden de silinip gitti… Her yıl, Basın Günü’nü idrak ve kutlama programının bir maddesini de yerel basınımızın güncel sorunlarına dair panel düzenlemek oluştururdu… Basın bağlamında söz sahibi kişilerin konuştuğu bu panellerde, yerel basının sorunları ve olası çözümleri masaya yatırılır, açılımcı düşünceler ve çareler üretilmeye çalışılırdı… İşte bu yıl da öyle bir panel yapılmadı yine… * Ama ne kadar iyi olmuş ki, Pınar Savun’un 35 yıllık basın hizmetinden sonra emekliye ayrılma kararını alan Senem Gök’le yaptığı kapsamlı söyleşi öylesi bir basın panelinin anlamını ve içeriğini yansıtır nitelikteydi… Pınar Savun, kimi zaman bir haberin peşinden dağ – dere – tepe kilometrelerce yol giden, kimi zaman baskıyı durdurup yeni sayfalarla gazete yapan, kimi zaman gözyaşlarını içine akıtarak kendi dünyasına ait en zor haberini yazan, kimi zaman da yaptığı gerçekçi ve cesur haberlerden dolayı tehditler alan emektar bir kadın gazetecimizin öyküsünü anlatırken, gerçek gazeteciliğin anlamına da ışık tutmuş oldu… Bu söyleşi “KIBRIS gazetesi benim hayatımdır” başlığı altında gazetemizin 6 Temmuz 2026 tarihli sayısında yayınlandı… Umalım ki, gazeteciliği meslek seçmiş gençler de, günümüz basınının sorunlarıyla yakından ilgilenenler de, bu söyleşiyi dikkatle okumuşlar ve ellerinin altında bulundurulmak üzere dijital belleklerine kaydetmişlerdir… * Senem Gök, Pınar Savun’un sorularını 35 yıllık tecrübesini konuşturarak yanıtladı… İçerdiği uyarıların yanı sıra, geleneksel Basın Günü’müze 5 gün kala yayınlanan ders yüklü bir söyleşidir bu… Gök’ün aynı yayın organında 35 yıl çalışmış olması, bu meslekte istikrarlı olmanın ve aidiyetin yararlarını ve önemini gösteren bir olgudur… “Yuvarlanan taş yosun tutmaz” diye........
