menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de asgari ücret 600 dolar iken, İsviçre’de neden 4000 dolar?

28 0
23.06.2026

Sosyal medyada yoğun ilgi gören bir video:

Osmaniye’de 30 dereceyi aşan sıcaklıkta bir tarım arazisinde çapa yapan tarım işçileri…

Serinleyecek bir gölgelikleri bile bulunmayan işçilerden 70 yaşındaki bir kadın şunları söylüyor:

-Tansiyonum, solunum yetmezliğim var.

-Sıcakta kalbim sıkışıyor bazen, öyle olunca suya giriyorum.

-Sıcakta kolay mı burada çalışmak? 1.100 TL yevmiye alıyoruz, ama yetmiyor.

Bu iç daraltıcı manzara, bize Türkiye’de ekonominin ve çalışma hayatının gerçek fotoğrafını sunuyor:

Buradan baktığınızda; “açlık sınırı,” “insani çalışma standartları,” “sosyal güvenlik” adına söylenen ne varsa, hepsinin afaki olduğunu anlıyorsunuz.

Bu para karşılığı çalışma süresinin öyle resmi mesai saatleriyle sınırlı olduğunu düşünmeyin. Tarım komisyonları, günlük çalışma süresini 8 saat olarak belirlese de; haberlere yansıyan bilgiler, muhtemelen sabahın erken saatlerinden akşam vaktine kadar, 10 saat belki 12 saati bulan uzun bir çalışma süresinin varlığına işaret ediyor. Ayrıca, çalışılmayan gün için yevmiye ödenmiyor.

Sözde her işçi için tarım sigortası yaptırılması gerekiyor. Ama sahadaki veriler bunu ne ölçüde doğrulayabilir?

Kırsaldaki bu rahatsız edici gerçekliğin, kentlerde zihin emeğiyle çalışan beyaz yakalılar kesiminde de bir izdüşümü var:

Güneşin altında ağır şartlarda bedenen olmasa da Cumartesileri dahil kimi zaman haftada 46 saate kadar çalışarak ancak asgari ücret civarında (30 bin Tl civarında) maaş alabilen ve bir süredir taban maaş güvencesi kazanabilme mücadelesi veren özel okul öğretmenleri…

Öte yandan, beyaz yakalı pozisyonlarda çalışma imkanı bulamamaları nedeniyle ancak perakende ticaret veya lojistik sektöründe; tezgahtar, kasiyer, sevkiyat elemanı olarak iş bulabilen üniversite eğitimlilerin maaşları da aşağı yukarı bu civarda...

Özel sektördeki kabaca 27 milyon çalışanın yaklaşık U’i, 28 bin TL (600$) asgari ücret ve asgari ücretin ’u üzerinde maaş alıyor.

Buradan anlaşılıyor ki, asgari ücret Türkiye’de çalışanların gelir skalasında bir “başlangıç ücreti değil, özel sektörün genel ortalama ücreti haline gelmiştir. Özel sektör, ekonominin yapısal zayıflığı ve düşük katma değerli üretim yapısı nedeniyle beyaz yakalı, üniversite mezunu çalışanını bile bu asgari ücret girdabının içine çekmiştir.

Piyasadaki bu acımasız çalışma şartları ve ücret düzeyleri ile hayatları 65 yaşına kadar devletin daimi maaş güvencesiyle garanti altına alınmış 5.5 milyona yakın kamu personelinin çalışma şartları ve maaş rakamları arasında, ciddi bir uyumsuzluk ve orantısızlık tablosu var:

Asgari ücretin kamudaki karşılığı olan en düşük devlet memuru maaşı 62 bin lira (1.340$) alanların oranı tüm kamu personeli içinde yaklaşık %5-10 civarındadır ve aldıkları rakam asgari ücretin 2.2 katı gibi hayli orantısız bir büyüklük oluşturuyor.

Türkiye’de kamu ve özel kesim arasındaki bu çelişkili ve........

© Karar